left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazar, 26 Haziran 2016
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Avrupa Patladı, Yerli Vakvakların Başı Sağolsun Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazar, 26 Haziran 2016

 

Avrupa Miti - Nathalie Guerra, Belçika - akrilik

 

 

Avrupa Miti – Nathalie Guerra, Belçika – akrilik

 

Cuma sabahı itibarı ile İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Taksim istikametine gidiyorum. Af buyurun daha kargaların pisliklerini didiklemediği bir vakitte uyanıp radyo programı yapmaya gelmiş olan siyaset ve “ekönömi” yorumcuları kaygıdan pelte olmuş ses tonlarıyla ah vah ediyorlar.

“Hayırdır yahu yoksa başkan babamıza bir şey mi oldu” diyerek heyecanla kulak kabarttım, yok mevzu o değilmiş, İngiltere’deki referandumda AB’den ayrılmak isteyenler galip gelmiş, dertleri oymuş.

Arkadaş, zannedersin ki yuvaları yıkılmış, anaları babaları ölmüş! CNN’nin NTV’nin çakma kanaat önderleri dokunsan ağlayacak haldeler. Hele Egebıoy’la beraber şu bakara/makara işlerine bakan bir tanesi var ki hem üzgün hem kızgın, feryat ediyor “alçaklar, Dünya’nın en büyük barış ve demokrasi projesini yıktılar” diye… Evet dostum, barış demokrasi ve kardeşlik, hatta çokseslilik, çeşitlilik falan… neredeyse beni bile ağlatacaksın!

Devamını oku...
 
Liselerde ne oluyor? Yazdır E-posta
Yazar Yılmaz ÖZDİL - SÖZCÜ   
Çarşamba, 22 Haziran 2016
 
3-lise-daha-isyan-dalgasina-katildi-147936-1.
Tutucu, hatta gerikafalı öğretmenler tarafından yönetilen, eğitim denilen kavramı disiplin'den ceza'dan ibaret gören, öğrencileri cendereye sokan, öğretmeyen, ezberleten, asık suratlı bir liseydi.

Sınıf, etüd, yatakhane üçgenine sıkıştırılan öğrencilerin monoton hayatı, okula gelen yeni edebiyat öğretmeniyle bi anda değişti.
Bu genç öğretmen, öbür öğretmenlerin aksine, ders kitaplarını boşvermelerini, klişeleşmiş düşünce kalıplarını unutmalarını, fikirlerini özgürleştirmelerini, hayatlarını dolu dolu yaşamalarını, gençliklerini ıskalamamalarını öğütlüyordu. Üniversiteyi kazanmaktan başka amacı olmayan öğrencilerine, diplomanın her şey demek olmadığını anlatıyordu. Sizin gelecek planlarınıza başkaları değil, siz karar verin, kendi geleceğinize dair kendi hayalleriniz olsun diyordu. Mahalle baskısına boyun eğmeyin, sizden olmanızı istedikleri kişi olmayın, sadece kendinize kulak verin, kendiniz olun diyordu. Anlatılanları olduğu gibi kabullenmeyin, farklı açılardan bakın, kendiniz anlayın, kendiniz kavrayın diyordu.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 22 Haziran 2016 )
Devamını oku...
 
YALANCININ… Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Salı, 21 Haziran 2016

 

Star gazetesi

 

Artık ne söylesek fazla, ne yazsak birileri bildiğini okuyor. Recep Tayyip Erdoğan dahil bütün dinci taifesi Firuzağa'da yaşanan plakçı baskınını içki içilmesine bağlıyor ve halkın duyarlılığına uygun davranılmadığı için böyle bir olayın yaşandığını dile getiriyor. Oysa işin rengi tıpkı Kabataş yalanında olduğu gibi değişti. Saldırganlar tarafından ileri sürüldüğüne göre 2 çocuk annesi Z.B. hakarete maruz kalmışmış. Şu paçavra gazete Star bu konuyu başlığına çekmiş. Z.B. ve eşi; bölgede rantın arttığını, evlerini terk etmeleri için mahalleliye her türlü provokasyonun yapıldığını diyesiymiş. Bildiğiniz gibi bu gazete daha önce de yalan haberle ülke gündemine Kabataş'ta bir anne ve çocuk arabasında bulunan çocuğuna akıl almaz şeyler yapıldığını yazmıştı. Sizin anlayacağınız bu gazete dipten doruğa sabıkalı. Ha, bir de ranttan falan söz ettirmiş ya güya saldırıya uğrayan kadına, işte bu da tam anlamıyla şaşkınlık olsa gerektir. Beyoğlu Belediye Başkanı kim? AKP'li Ahmet Misbah Demircan, Büyükşehir Belediye Başkını Kim? Kadir Topbaş. İktidarda kim var? AKP. Öyleyse nasıl oluyor da sözü edilen kadının söyledikleriyle plakçı dükkanının basılması arasında bağ kurulabiliyor? Uzatmayalım faso fiso işte.

Son Güncelleme ( Salı, 21 Haziran 2016 )
Devamını oku...
 
Hesaplaşma, iç savaş ve Foreign Polisy analizi Yazdır E-posta
Yazar Merdan YANARDAĞ -abcgazetesi.com   
Pazartesi, 20 Haziran 2016
 
Türkiye’de siyasal ve toplumsal gerilim her geçen gün derinleşiyor. Cumhurbaşkanlığı makamını ele geçiren Tayyip Erdoğan, hemen her gün yaptığı hamlelerle bu gerilimi daha da tırmandırıyor. Örneğin, İstanbul’da katıldığı bir iftar programında, “kendi düşünce ve hayat tarzlarını bütün ülkeye dayatarak toplumun huzur ve barışını bozanların” Ramazan’da içki içiliyor diye Cihangir’de kafelere saldıran yobazlar değil, Gezi eylemlerine katılanlar olduğunu söylüyor. Toplum provoke ediliyor. Ülke, herkesin bildiği bir cinayetin işleneceği güne doğru sürükleniyor.

Daha açık bir ifade ile Türkiye bir iç savaşa doğru gidiyor. Yakın zamana kadar yandaş Star gazetesinde yazan islamcı ama muhalif yazarlardan Levent Gültekin, Erdoğan'ın da iç savaşı göze alan bir siyaset izlediğini belirtiyor. Gültekin’in aktardığı bir anekdot bu bakımdan önemli; emekli olan bir üst düzey bürokrat (adını ve ünvanını vermiyor ama müsteşar olmalı) Erdoğan’a veda ziyaretine geliyor. Görüşme sırasında Cmhurbaşkanı bundan sonra yapacaklarını anlatıyor. Erdoğan’ı dinleyen üst düzey bürokrat, söylediklerini yapması halinde “iç savaş çıkar” diyerek onu uyarıyor. Aldığı yanıt tüyler ürpertici; “İç savaş çıkarsa ezer geçeriz”. (1)


Devamını oku...
 
Direnişin ve örgütlenmenin 5N1K’sı Yazdır E-posta
Yazar GAMZE YÜCESAN ÖZDEMİR*- birgun.net   
Çarşamba, 15 Haziran 2016

Direniş ve örgütlenme kelimelerini duyduğumuzda, bir çoğumuz için bu “apaçık” bir şey ifade etmektedir. Olanca apaçıklıkları içerisinde bu kavramları herkes için aynı etkileri üreten, hani çocuk değilsek haydi haydi biliyor olduğumuz kelimeler olarak kabul eder, üzerinde pek de düşünmeyiz. Oysa ki direniş ve örgütlenme kavramlarının son dönemde oldukça hegemonik bir söyleme dönüşen radikal demokrasi içinde aldığı içerik ile bu kavramların Marksizm içinde aldıkları içerik oldukça farklıdır.
Bu noktada, direniş ve örgütlenmenin 5N1K’sının radikal demokrat söylem ve Marksist teori açısından ne kadar farklı olduğunu belirleyebilirsek, direniş ve örgütlenmeyi daha iyi tahlil edebiliriz. 5N1K bir gazetecilik terimidir ve haberin öğelerini oluşturan “ne? ne zaman? nerede? nasıl? neden? kim?” sorularını içerir.
Devamını oku...
 
Neden Kemal Kılıçdaroğlu? Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 10 Haziran 2016
Kemal Bey, Kemal Ağabey ya da Kemal Amca...

Kemal Bey, Kemal Ağabey ya da Kemal Amca…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun devletin en tepesindeki kişiler ve onlara bağlı havuz medyası tarafından hedef gösterildiği vakidir. Kendisine yönelik saldırı mutlaka siyasi bir saldırıdır, ama öyle sanıyorum ki bu nefretin siyasi olmaktan ziyade kişiliğine dair bazı sebepleri vardır.

Kılıçdaroğlu, bir sosyal demokrattır. Biz sosyalistlerin -haklı olarak- yeterince devrimci bulmadığı bir partinin başkanıdır. Ancak öyle bazı özellikleri vardır ki siyaseten ne düşünürseniz düşünün hakkını teslim etmeniz gerekir.

Kılıçdaroğlu, sanıyorum Türk siyasetinin son yıllarda gördüğü en temiz, en düzgün parti başkanlarından biridir.

Mazisi temizdir, hakkında ne bir yolsuzluk davası vardır ne de hırsızlık iddiası. Bir gecede zengin olmuş akrabaları, servetine servet katan şaibeli oğulları, kızları, damatları, dünürleri, kayınçoları, bacanakları bilmem neleri yoktur.

Açık sözlü ve tutarlıdır. Mütevazıdır. Büyük parti başkanları arasında lidercilik oynamayan, öz eleştiri yapabilen tek insandır.

Devamını oku...
 
Sosyalist strateji ile Kürt hareketinin stratejisi birbirine yakın mı? Yazdır E-posta
Yazar Ender HELVACIOĞLU- abcgazetesi.com   
Perşembe, 09 Haziran 2016

 

 

Sosyalist solun şu konuyu netleştirmesi gerekiyor: Günümüz koşullarında Kürt hareketi ile ittifak yaparak (veya yan yana gelerek, destekleyerek, ortak eylemlilikte bulunarak vb) devrimci bir çıkış gerçekleştirilebilir mi?

Bu konuda o kadar çok pratik yaşandı ki, soruyu kuramsal düzlemde ele almanın gereği yok. Olgulara ve deneyimlere bakmak yeterli.  

***

Öncelikle sosyalistlerin duyarlı olması gereken temel noktalarda Kürt hareketinin niteliklerine göz atalım:

- Kürt hareketi sol, sosyalizan bir hareket değildir. Zaten kendilerinin de böyle bir iddiası yok. Bütün kolları ve örgütleriyle birlikte Kürt hareketi, sınıfsal değil ulusal bir harekettir; deyim yerindeyse Kürt davasını gütmektedir. Kürt emekçilerinin değil, Kürtlerin davasını… Dolayısıyla “ulusal sol” bir niteliği de bulunmuyor.

Devamını oku...
 
AY YILDIZLI BAYRAK SOSYALİZME KARŞI MI? Yazdır E-posta
Yazar Ender HELVACIOĞLU- abcgazetesi.com   
Perşembe, 02 Haziran 2016

AY YILDIZLI BAYRAK SOSY

 

Birleşik Haziran Hareketi’nin, sosyalist-komünist partilerin, sol/sosyalist eğilimli sendikaların, meslek örgütlerinin düzenledikleri miting ve yürüyüşlerde tek bir Türkiye bayrağı görülmüyor.

Kadıköy’de laikliğe yönelik saldırıları protesto etmek için eylem yapılıyor, tek bir Türkiye bayrağı yok!

İstanbul’da yukarıda saydığım bütün örgütlerin katıldığı 1 Mayıs mitingi yapılıyor, tek bir Türkiye bayrağı yok! Sadece CHP örgütlerinde ve bazı sendikalarda tek tük birkaç bayrağa rastlanıyor.

31 Mayıs’ta Haziran Ayaklanmasının yıldönümü dolayısıyla yürüyüş yapılıyor, bütün bu örgütler ve daha fazlası var, tek bir Türkiye bayrağı yok!

Neden? Bu soruya samimi olarak yanıt verilmeli: Neden?


Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Haziran 2016 )
Devamını oku...
 
TÜRKİYE’NİN MEMURU İŞİNİ BİLİR DE KÜBA’NIN İŞÇİSİ BİLMEZ Mİ? Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 31 Mayıs 2016

 

 

HAVANA’daki ikinci günün programında puro fabrikasını ziyaret ile Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü ICAP’ta söyleşi var. Ayrıca bir sağlık kuruluşu yöneticisiyle biyoteknoloji araştırmaları konusunda Küba’nın sağladığı ilerlemeyi konuşacağız.

Söylemeye gerek yok, Küba denince akla ilk gelen şeylerden biri de purodur. İspanyollar Küba’yı ele geçirdiklerinde yerlilerin bir bitkinin yapraklarından sardıkları, için için yanan, kokulu dumanlı bir nesneyi tüttürdüklerini görüyorlar. Tütünün nasıl bir hazine olduğunu fark ettiklerinde metalaştırıyorlar, 1700’lerden itibaren tütün çiftlikleri kuruluyor. Puronun tarihinde isyanlara da rastlanıyor. Nihayet Devrim’den sonra tütün çiftlikleri ve puro fabrikaları devletleştiriliyor. Günümüzde puro üretimi ve satışı, Habanos SA adlı devlet şirketi tarafından gerçekleştiriliyor.

Devamını oku...
 
Gezi’nin En Önemli Dersi... Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazartesi, 30 Mayıs 2016
 Gezi isyancıları Taksim Meydanı'nda

Gezi isyancıları Taksim Meydanı’nda

Gezi yenildi mi yenilmedi mi? Bu sorunun iki yanıtı var. Bir isyan ve dayanışma ruhu olarak Gezi yenilmemiştir. Hatta denilebilir ki daha yeni doğmuştur, gelişecek, büyüyecek, kuşaktan kuşağa devredilecek ve hiç kimsenin tahmin edemediği bir anda yeniden sahneye çıkacaktır.
Bir siyasi başkaldırı hareketi olarak ise Gezi yenilmiştir. Çünkü iktidara uzanamayan her hareket nihayet itibarı ile yenik sayılır. Yapmamız gereken, “hayır yenilmedik” türünde duygusal çıkışları bir yana bırakıp yenilginin saikleri üzerine kafa yormaktır.
Olabildiğince tarafsız bir gözle o günün koşullarını anlamak, bugünün görevlerini ve geleceğin hedeflerini çizebilmek… Genel olarak “Gezi Ruhu” diye tabir edilen, isyanın özünü oluşturan – ve yenilmemiş olan – o çekirdek yeniden harekete geçtiğinde bir kez daha yenilmemek için ihtiyacımız olan budur
Devamını oku...
 
Solcularda Kürt alerjisi yok merak etmeyin Yazdır E-posta
Yazar Kerem Cankoçak- http://sendika10.org   
Cumartesi, 28 Mayıs 2016

HDP kendi içindeki egemen sınıf unsurlarına karşı ezilen sınıfların haklarını savunacak mı? Etnik kimlik siyasetinin sınıf mücadelesini bastırmasını engelleyebilecek mi?

Özgür Babaoğulları Sendika.Org’daki yazısında[1] solcuları Kürt alerjisine sahip olmakla suçluyor. Anlamak istemediğiyse solcuların etnik siyaset alerjisi olması. O bunu Kürt alerjisi olarak yorumluyor. Aslında HDP siyasetiyle AKP siyaseti birbirine çok benziyor. AKP yıllardır benzer argümanları kullandı: Laik kesim için “sizde din alerjisi var”, “Müslüman alerjisi var” dedi, öyle oy topladı. Müslümanları “özgürleştireceğini” iddia etti. Böyle bir sahte özgürlük vaadi şimdi HDP kanadından geliyor, güya Kürtleri “özgürleştireceklermiş.” Nedir peki özgürlük? Türkiye’de Kürt olmayanlar özgür mü? Nasıl özgür olunabilir? Sınıfsal bir temele oturmayan özgürlük olabilir mi?


Devamını oku...
 
Tartışılması gereken ABD’ciliktir! Yazdır E-posta
Yazar Kurtuluş Kılçer - http://gazetemanifesto.com   
Cumartesi, 28 Mayıs 2016

 

 

 

Türkiye siyasetini yazıp çizenlerin pusulası iyice şaştı. ABD askerlerinin PYD bölgesinde, IŞİD’e karşı PYD ile birlikte savaştığı ve PYD armalarını kollarına taktığı görüntüler yayınlanınca kim ne yazacağını şaşırdı.

Tezler aşağı yukarı şunlar;  AKP ile ABD arasında ipler koptu. Türkiye’nin kırmızı çizgisine karşılık ABD Türkiye’ye kırmızı kart gösterdi. AKP’nin yanlış Suriye politikasının sonuçları bunlar. ABD ile PKK arasındaki işbirliği böylece kanıtlanmış oldu. Bu durum AKP’nin başarısızlığıdır. ABD ikili oynuyor vs.

Okuduğunuz, gördüğünüz, yorumladığınız bir sürü yazı ya da söz, yukarıda ifade etmeye çalıştığım, basit sonuçlara varan analizlerle dolu. Doğaldır ki bu analizlerin hepsinde bir siyasal duruş ve ideolojik bakış var.

Herkes ABD’nin kiminle, ne kadar, ne çerçevede, hangi boyutta ve nasıl ittifak yapacağını-yaptığını tartışıyor, bu durumun Türkiye’deki siyasi güçlere etkisi ve olası sonuçları üzerine kafa yoruyor.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2135
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2672
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 24857737
Syndicate
 
left
Top! Top!
right