left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Pazartesi, 08 Şubat 2016
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Batum, Pamuk, Kıvanç, Eygi… Sana Az Bile Kardeşim Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Salı, 02 Şubat 2016

 

 

 

Başımıza gelen en kötü şeyin AKP olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. En kötüsü, AKP sayesinde adam yerine konulan, sırf AKP’ye muhalif diye el üstünde tutulan şu türedi muhalif takımıdır.

Rüstem Batum’un sözleri aynen şöyle :

Karıları bikini giyebilsin diye milyonlarca insanı sokağa döken ulusalcı beyaz Türkler katledilen 300 Kürt için çıt çıkarmıyorlar.

Ondan önce de şunları söylemiş :

Anadolu’da aile içi binlerce tecavüz olayı var kimseden tık yok.
Bağdat caddesinde tek tecavüzde tüm beyaz Türkler ayakta!

Devamını oku...
 
İPSD Yazdır E-posta
Yazar Şenol ÇARIK   
Cumartesi, 30 Ocak 2016

Zamlar yağmur gibi yağıyor. Ulaşımdan gıdaya, elektrikten doğalgaza… Her şeye zam üstüne zam…
Tarihten hatırlayalım. Dr. Hikmet Kıvılcımlı işsizliğe, zama ve hayat pahalılığına karşı çok sayıda aydın ve emekçiyle birlikte İşsizlik ve Pahalılıkla Savaş Derneği (İPSD)’ni kurmuştu…

Kurucuları arasında Prof. Dr. İsmet Sungurbey, Orhan Kemal, Zihni Anadol, Kadri Kaplan, Vecdi Özgüner, Sevinç Özgüner, Şevki Akşit, Kazım Kolcuoğlu, Engin Ünsal ve Afet Ilgaz’ın da yer aldığı dernek, çok sayıda yürüyüş, açıklama ve mitingler yapmıştı.

Tarih: 19 Mayıs 1968

Hikmet Kıvılcımlı 19 Mayıs 1968’de çeşitli çevrelerden gelen geniş bir kadro ile işsizlik ve pahalılık temelinde halk örgütlenmesi olan İPSD’yi kurar.

Devamını oku...
 
SANSÜRLENEN YAZI ( YURT GAZETESİ) Yazdır E-posta
Yazar Hakan GÜLSEVEN- medyaradar   
Salı, 26 Ocak 2016
Son dönemde bir taziye rüzgarıdır gidiyor. Malumunuz, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir şövalye tavrıyla, kendisine söven Hasan Karakaya için başsağlığı temennisinde bulunmuştu. Genelkurmay, keza…

Türkiye’nin en büyük burjuvası Mustafa Koç’un ani ölümü sonrası, kendisine ‘solcu’ diyen kimi kesimlere de aynı şövalye tavrının sirayet ettiğini hayretle müşahede ettik! Sosyal medya başsağlığı mesajlarıyla doldu. Ama en acayibi, HDP eşbaşkanlarının taziye mesajıydı.

Selahattin Demirtaş’a hiçbir şey demeyeceğim. Ne var ki, eşbaşkanlığa ‘Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nden gelen Figen Yüksekdağ’a sınıf düşmanlarını hatırlatmak icap ediyor…

***

Bu devlet, burjuvazinin devletidir. Koç ailesi, bu devletin sahibidir.
Son Güncelleme ( Salı, 26 Ocak 2016 )
Devamını oku...
 
Nilüfer Göle ve Devşirme Zombilerin Geri Dönüşü Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazartesi, 18 Ocak 2016
Nilüfer Göle - kendisi Marx'ın falan bileğini bükmüş biridir.

Nilüfer Göle – kendisi Marx’ın falan bileğini bükmüş biridir.

Nilüfer Göle’ye iyi bakın. Başımıza gelen felaketin ete kemiğe bürünmüş ilk hali badem bıyıklı diktatör portresiyse ikinci hali işte bu kadının görüntüsüdür. Her bakımdan Avrupalı, laikçi teyzelerin o tozlu modernliğinin ötesine geçmiş, gerçek bir çağdaş. Bakışlar, jestler, konuşurkenki o kararlı tavırlar.. Nasıl kararlı olmasın, Türkiye’nin gerçek iktidarı Nilüfer Göle’dir.

Siz bilmiyor musunuz Türkiye’de batılıların istediklerini öne çıkardıklarını, canları kimi isterse onu iktidar vitrinine taşıdıklarını? Ülkemizde hayli uzun bir süredir ABD’nin ve AB’nin artık “iç siyasi amil” sayıldığını?

Peki düşündünüz mü hiç, nasıl çalışır bu iç siyasi amiller diye? Valilere, kaymakamlara genelge göndererek değil herhalde. Batılılar, üç yüz yıldır bundan biraz daha karmaşık fakat çok daha etkili bir yöntem kullanırlar: kendi adamlarını yetiştirirler. Genelge, tamim falan göndermeden kendi başına harekete geçip görevini layıkıyla yerine getirecek aparatlar yaratırlar.  Batı siyasetinin ileri uçlarıdır bunlar. Batının zihinsel kalıplarına sonuna kadar imanlı, onun yönelimlerine gecikmeksizin uyum gösteren, yerel (ya da ulusal) “önyargılarından” tamamen arınmış zinde hücreler.

Devamını oku...
 
Kürtler'de ideoloji ve ideolojinin örgütsel yapılar üzerindeki etkileri Yazdır E-posta
Yazar Feyzi ÇELİK   
Pazar, 17 Ocak 2016

Kürtler’de ideoloji ve örgütlere etkileri
Toplumsal Bilimler Sözlüğüne göre ideoloji: "Bireylere ve toplumsal gruplara sosyo-politik seçenekler karşısında yön alabilmeleri için oluşan ve karmaşık toplumsal realiteyi açıklamayı amaçlayan, bir inançlar ve kavramlar modelidir. Bu geçici tanımı dikkate aldığımızda ideoloji toplumun yaşadığı gerçeği bir iç mantığa kavuşturan zihinsel bir kurgu olarak tanımlanmaktadır. İdeolojinin amacı bireylere ve toplumsal gruplara yaşadıkları toplumsal ve siyasal gerçeğin çelişkilerini gidermek için mantıksal bir model kurmaktır. İdeoloji bireylerin toplumu anlamalarını ve toplumsal gerçeklere egemen olmalarını sağlar. Ya da bireylerin zihninde böyle bir görüntü yaratır.
İdeolojinin bireyler ve genel olarak toplum için yol gösterici, yaşanan toplumsal gerçeğe bir anlam veren model oluşturma işlevi vurgulanmaktadır. Bu da ideolojilerin insanlara toplum içinde yaşamlarında yön verdiren dolayısıyla normatif ve değerlerle yüklü bir "dünyagörüşü" olduklarını göstermektedir. İdeolojinin başına kişinin adını getirerek yeni İZM'ler oluşturmak da ideoloji demek değildir.
Devamını oku...
 
KÜRT SİYASETLERİNDE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMALARI Yazdır E-posta
Yazar Haber-Yorum Nasname   
Cumartesi, 16 Ocak 2016

"Basın Özgürlüğü" Ve İlkesizlik?

Bütün Dünya basınının kırmızı çizgileri vardır! Bu kırmızı çizgileri belirleyen ulusal çıkarlardır. Her türlü eleştirinin özgürce yapılabildiği Batı Avrupa ülkelerinde bile, Ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda en katı sansür uygulanır.

Dünyada; partiler, kurumlar, politikacılar en sert şekilde eleştirilse de ve bu eleştiriler düşünce kapsamında değerlendirilse de, hiçbir yerde ‘devletin varlığına’ yönelik eleştirilere izin verilmez. Hiçbir ülke basını, ‘devletimizi yıkalım ve devletsiz yaşayalım’ diyen birilerinin sözlerine yer vermez; yer verdiğinde ise ya deli muamelesi yapılır ya da başka devletlerin ajanı diye mahkûm edilirler.

Devletleşmemiş ulusların ulusal çıkarlar noktasındaki hassasiyeti, mevcut devletli halkların/ulusların hassasiyetinden kat be kat fazladır/fazla olması da gerekir.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 16 Ocak 2016 )
Devamını oku...
 
Sur, Cizre.. İslamcıların Kazandığı Solun Kaybettiği Bir Mücadele Daha Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazartesi, 11 Ocak 2016
İç Savaş - Konstantin Altunin, Fransa -  Y.boya, kanvas

Sivil Savaş –
Konstantin Altunin, Fransa – Y.boya, kanvas

Daha önce yazdım, defalarca söyledim, bu savaş kirli bir savaştır. Kirlidir, çünkü savaşan taraflar geçmişte barışmış olan ve bir süre sonra yeniden masaya oturacak olan taraflardır. Her ikisi de pazarlık yeniden başlamadan önce elini güçlendirmenin derdindedir. Onlar kendi gizli ajandalarını işletirken en büyük bedeli siviller, masum insanlar ödemektedir. Dolayısı ile Türkiye solunun yapması gereken en doğru iş savaşa topyekün karşı çıkmak, savaşan taraflardan birinin değil sadece ve sadece halkın yanında olmaktır. Sola Doğu’da da Batı’da da kazandıracak tek yol budur. Ne var ki sol örgütlerin önemli bir kısmının, hatta tek tek solcu bireylerin bile bu tavırdan hayli uzakta bir yerde takılıp kaldığını görüyoruz.

Devamını oku...
 
HENDEK TRAJEDİSİ Yazdır E-posta
Yazar Nizamettin Taş -m.nerinaazad.com/   
Pazar, 10 Ocak 2016

Bugün Kuzey Kürdistan’da yürütülen hendek savaşı; ağırlıklı olarak kırsal kesimden şehirlere göç eden kitlenin yoğunlaştığı yerleşim birimlerinde sürmektedir. Göç etmesinde pay sahibi olduğumuz kitlenin evlatlarının hendeklerde direnmesine dair değerlendirmede bulunmanın zor olacağını biliyorum.

Geçmişte bu gençlerin babalarını, kardeşlerini, ailelerini, köy ve aşiretlerini gerilla savaşına çekmek için yıllarca yoğun çaba göstermiştik. Gerilla savaşının asıl yükünü taşıyan ve fedakârlık yapmaktan asla çekinmeyen bu kahraman kitlenin çocukları, tıpkı büyüklerinin geçmişte yaptıkları gibi, yine bu gün, aynı bedeli misliyle ödemeye devam etmektedir. Gerilla savaşında olduğu gibi, şehir hendeklerinde aynı neslin çocukları çarpışmakta, canları pahasına direnmeye devam etmektedir.

Devamını oku...
 
Nuray Mert ve arkadaşları Yazdır E-posta
Yazar Merdan YANARDAĞ -abcgazetesi.com   
Pazar, 10 Ocak 2016

 

 

Bir 'yetmez ama evet'çinin dramatik kaytarma girişimi!

Nuray Mert.. Akademisyen, siyasal gözlemci, sosyolog doktor, profesör, köşe yazarı, kanaat önderi... Bu ünvanları daha da çoğaltabiliriz. İnsan bu kocaman ünvanları duyunca şöyle bir toparlanma ihtiyacı duyuyor. Ancak ünvanlardan en fiyakalısı da herhalde "liberal demokrat" olmalı.. En iyi olasılıkla sol liberal sayabileceğimiz bir hanım köşe yazarı. 

Dün (8 Ocak 2015) Cumhuriyet'teki köşesinde bir yazı yazdı. Bu yazıyı ele alacağız, ama önce kısa bir anımsatma ve değerlendirme yapmakta yarar var.

İşi gücü Türkiye'nin solcularına, devrimcilerine, yurtseverlerine, aydınlanmacı ve laik çevrelerine ayar vermek olan bir çevre var. Nuray Mert de onlardan biri. Ancak, bütün liberal ve sol liberaller gibi son iki yıllık siyasal gelişmeler nedeniyle o da fena halde çuvalladı. Çünkü, "Askeri vesayeti yıkacak ve ülkeyi demokratikleştirip normalleştirecek" dedikleri AKP, liberallerin beklentilerini hızla boşa çıkardı. Büyük bir hayal kırıklığı yaşandı ve liberallerin bütün tezleri çöktü.

Devamını oku...
 
PKK’nin yanlış stratejik önceliği ve bundan kaynaklanan taktik sorunlar üzerine Yazdır E-posta
Yazar Kemal Erdem- sendika8.org   
Cumartesi, 09 Ocak 2016

Gerek 7 Haziran gerekse de 1 Kasım genel seçimlerinden sonra yaşanan olaylar, bizim bu seçimlerden önce, PKK’nin stratejik ve taktik noktalardaki yanlışlıklarıyla ilgili olan kuşkularımızı ne yazık ki doğrulamıştır. 1 Kasım felaketi, PKK’nin yanlış stratejik önceliği ve bundan kaynaklanan yanlış taktiklerin sonucunda ortaya çıkmıştır.

PKK’nin yanlış stratejik önceliğiyle ilgili olarak, bundan yaklaşık olarak altı ay önce kaleme aldığım “PKK ve Ortadoğu Devrimi (Geleceği Nasıl Okumalı?)” adlı makalede görüşlerimi etraflıca  belirtmeye çalıştım. Bu makale biraz da seçimlerden sonra ortaya çıkacak olan tabloyu hissetmemden kaynaklanıyordu. Çünkü PKK’nin yanlış stratejik öncelik tespiti, küresel ve bölgesel ölçekte güçlerin yanlış ölçümünün ve bu temelde de güçler arasındaki ilişkilerin yanlış ele alınmasının sonucuydu. Bu durum devam ettikçe, bunun Kuzey’de (Bakur) sonuçlarının felaket olacağı açıktı.

Devamını oku...
 
Bir NATO Ordusunun Hazin Sonu Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 08 Ocak 2016
No exprimir (sıkmadan kurutun) -  Rossina Bossio, Kolombiya - Y.boya, kanvas

No exprimir (sıkmadan kurutun) –
Rossina Bossio,
Kolombiya – Y.boya, kanvas

Albay Talat Aydemir, Binbaşı Fethi Gürcan ve
Teğmen Ömer Yazgan’ın aziz anılarına saygıyla

27 Mayıs 1960 darbesinin resmi bildirisinin sondan ikinci cümlesi aynen şöyledir : “NATO ve CENTO’ya inanıyoruz ve bağlıyız.”

Bu açık ifadeye rağmen Amerikalı diplomatların darbecilerin komünist olmadığını, Türkiye’yi Sovyetlere doğru yanaştırmayacaklarını teyid edene kadar epeyce soğuk ter döktüğünü biliyoruz. Amerikalılar, ordunun içinden çıkabilecek bir sol kanadın kontrolü ele almasından kaygı duyuyorlardı. Korktukları bir miktar başlarına gelmiştir, 1961 anayasası kapitalist batı bloğunu mutsuz edecek denli demokratik ve özgürlükçüdür, 1962 ve 63’te iki solcu darbe girişimi son anda atlatılmıştır.

Devamını oku...
 
HASAN KARAKAYA’NIN ARDINDAN Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Çarşamba, 06 Ocak 2016
Türkiye’de iyi kötü medya izleyicisi olup, Hasan Karakaya’yı bilmeyen olmasa gerek.
Her şeye karşın tanıtmak gerekirse, aynı camiadan “dava” arkadaşı Ahmet Kekeç’in ifadesiyle, “Yeni Akit gazetesinin her şeyiydi. Yayın koordinatörü, yazı işleri müdürü, yazarı, sayfa sekreteri, musahhihi...”
Gazetesiyle ve davasıyla öylesine bütünleşmişti ki, henüz hayattayken karısı Aysel Hanım, “Ben O’nun ikinci eşiyim” diye hem sitem hem de iltifat ediyordu.
Bu anlatımlar gerçeğin ifadesi olsa da Hasan Karakaya sadece Yeni Akit gazetesinin her şeyi değildi, daha öte bir şeydi. Gebermesinin ardından aynı camianın varakparelerinden Yeni Şafak’ın nitelemesiyle “Ümmetin sesi ve usta kalemi”ydi.
***

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2092
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2628
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 23149900
Syndicate
 
left
Top! Top!
right