left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Perşembe, 03 Eylül 2015
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Vicdan ve vicdan solculuğu Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA-BİLİM ve GELECEK   
Perşembe, 03 Eylül 2015

 

1

 

Toplumsal katmanların belirleyeni olarak sınıfları değil de kimlikleri görmeye başladığınız anda siyaseti de kimliklerin mücadele alanı gibi algılarsınız. Böyle olunca öncelikle sizin de kendinizi (solcuları) bir kimlik derekesine indirmeniz, sonra da diğer kimliklerle ilişkinizi tanımlamanız gerekir. Bu ilişki nasıl tanımlanacak? Tabii ki vicdana dair bir dizi kavramla. Bunun doğal sonucu enerjisini düzeni değiştirmekten ziyade yardıma ihtiyacı olanlara dayanışmaya harcayan bir soldur.

Gaffar Yakınca (Deli Gaffar)

 

Ortadoğu’da olup da kanamayan bir coğrafya yok gibidir. Bizim ki de öyle. Gün geçmez ki akıllara durgunluk veren, bu kadar olmaz dedirten bir başka zulümle karşılaşmayalım. Hal böyle olunca vicdan dedikleri kavram bizde Batı’dakinden daha güncel, daha güçlü oluyor. O kadar güncel ve güçlü ki kişisel bir nitelik olmaktan çıkıp politik alana bile girebiliyor… Aslında haksızlık etmeyelim, Batı’da da politik alana girdiği oluyor ancak bizde girmekle kalmıyor, geniş bir politik alanda belirleyici de oluyor.

 

Son Güncelleme ( Perşembe, 03 Eylül 2015 )
Devamını oku...
 
Türkiye solunun intihar etmesine izin vermeyelim Yazdır E-posta
Yazar İnönü alpat   
Pazartesi, 31 Ağustos 2015

Kim ne derse desin, ÖDP (Özgürlük ve Dayanışma Partisi)’nin “başını yiyen”, Kürt hareketiyle nasıl ilişki kurulacağı konusuydu.

“Her yerden geliyoruz” (“Bizler Meclis’e” diye de okunabilir) şiarıyla yola çıkan ÖDP’nin, “Kürtlerin otantik temsilcileri” ile nasıl ilişki kuracağıyla ilgili “her yerden gelenler” arasındaki farklılık, zamanla kilitlenmeye sebebiyet vererek partiyi iş göremez halde bıraktı, giderek “her yerden geliyor olmanın” yarattığı tılsımı yok etti ve dolayısıyla parti, hızla çekim merkezi olmaktan uzaklaştı. Bir iki seçim yenilgisinden sonra, Kürt hareketiyle ittifakı, programın başköşesine oturtmak isteyenlerin istifaları ile ÖDP, ağırlıkla sosyalist hareketlerden birinin (Devrimci Yol geleneği) bulunduğu bir partiye dönüştü. Yine Ufuk Uras’ın, parti organlarının aksi kararına rağmen Kürt hareketinin desteğini alarak bağımsız aday olması ve milletvekili seçilmesi, geride kalanlar arasında yeni bir çatlağa neden oldu, Ufuk Uras ve ekibinin partiden ayrılması ile ÖDP’de bir dönem sona erdi.

 

Devamını oku...
 
Şanınla, cihadınla geber ey ulu serdar! Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 28 Ağustos 2015

 The Sultan of Pangea
– Michael Rimbaud, ABD – Yağlı boya, ahşap

 

Dişlerinin arasından nefretle konuşuyor, diyor ki “Silahlar sussun da ne demek..” Bu söze hiç dayanamıyor, asla dayanamıyor. Silahlar konuşacak, konuşmalı, çünkü şimdi bu saltanat ancak masum memleket çocuklarının kanıyla yürüyor… Kaç kişi ölecekse ölecek, yeter ki devam etsin o muhteşem ekose hükümranlık…

“Evlatlarımızı feda etmeye hazırız..” diyor. Sizin evlatlarınız saraylarda, özel Amerikan mekteplerinde, “alkolsüz” sosyete kulüplerinde fink atıyor… bizim evlatlarımız ölüyor.

 

Devamını oku...
 
AKP-PKK Savaş Koalisyonu Yazdır E-posta
Yazar Gün ZİLELİ   
Çarşamba, 26 Ağustos 2015

 

Nuray Mert, 20 Ağustos 2015 günkü Cumhuriyet’teki yazısında ısrarla ve açıktan açığa şöyle soruyordu:

“Neden, neden, neden HDP bu oy oranına erişmişken savaş kararı? Neden, iktidar ile ‘savaş koalisyonu’, neden, neden, neden?”

Kandil’den Duran Kalkan, HDP’yi eleştirdiği konuşmasında buna üstü kapalı olarak şöyle cevap veriyor:

“HDP siyasette yeterince yaratıcı ve başarılı olamadı. Başkalarına çağrı yapıyorlar, ama kendileri neyi başardılar da çağrı yapıyorlar. Biraz gerçekçi olmaları lazım. Halkların, Kürt halkının temsilciliğini iyi yapmaları gerekli. Meclisi niye işletemediler, bunun üzerinde yoğunlaşmalılar… Kendi işleriyle, meclis işleriyle uğraşsalardı ve çözüm getirselerdi, savaş yerine demokratik siyaset temelinde olurdu. Bu temelde çalışmalarında ısrar etmeliler.”

Devamını oku...
 
HALKLARA AÇILAN SAVAŞA HAYIR Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Pazar, 26 Temmuz 2015
Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne hale getirdi!
AKP’nin din kardeşi, GDO’suz İslam örgütü IŞİD, Suruç’ta 32 kişiyi katletti. Katledilen gençlerin IŞİD kuşatmasında harabeye çevrilen Kobani ile dayanışma dışında bir amaçları yoktu. IŞİD, Türkiye’deki din kardeşinin ABD öncülüğündeki koalisyona katılmasına ve üsleri açmasına yanıtını gençlerin tabutlarıyla verdi.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 27 Temmuz 2015 )
Devamını oku...
 
PKK, bölgede ABD’nin stratejik ortağı durumuna gelmiştir. Yazdır E-posta
Yazar Ender Helvacıoğlu   
Cuma, 24 Temmuz 2015
 
Bunları yazmak zorundayız, devrimci arkadaşlarımızı uyarmak için. Yanılırsak da yanıldığımızı kabul ederiz.
Taraflarından biri bütün gövdesiyle PKK olan bir savaş kesinlikle bir devrimci savaş değildir. Böyle bir gelişmenin sonucu ya halkın birbirini kırdığı gerici bir iç savaş, ya çok daha büyük felaketlerin yaşanabileceği bir bölünme süreci, ya da bir askeri darbedir. Hepsinin ortak paydası ise emperyalizmin tahakkümünün görülmedik ölçüde artacağı ve en başta solun ezileceği bir Türkiye’dir.
Bunu, bir zamanlar 12 Eylül faşizmine ve kirli savaşa karşı -Zonguldak-Botan el ele sloganıyla- PKK ile ittifak girişiminde bulunmuş bir sosyalist partinin eski bir yönetici üyesi olarak yazıyorum. Yani ne Kürt düşmanıyım, ne apolitik, ne de savaş kaçkını… Kendimce sorumluluk sahibi bir devrimciyim.
Neden böyle?
Devamını oku...
 
GERÇEKLER KAPATILAMAZ Yazdır E-posta
Yazar Turgut Koçak   
Perşembe, 23 Temmuz 2015
 
Değerli dostum, kardeşim, devrimci mücadele arkadaşım iki fotoğrafla ilgili şunları yazmış. "Kim bu yiğitler? Bu tiyatronun yönetmenleri kimler?" İkinci fotoğraf Suruç'ta yaşamlarını yitirenlerin fotoğrafı ve Ömer Gürcan'ın fotoğraf altındaki yazısı da şöyle; "Suçluyuz. Sizlere sahip çıkamadık. Kaos ortamının sizi yutmasına engel olamadık. Sizlerin güle oynaya ölüme gönderilmenize seyirci kaldık."
 
DEVRİMCİ HALK PARTİSİ
 
Birinci fotoğrafta bir gösteri yürüyüşü fotoğrafı var. Yürüyüş kolundaki bazı gençlerin yüzleri kapalı. Bazılarının da ellerinde silah var. Ömer Gürcan, "Kim bu yiğitler" diye sormuş ve bu gösteriyi de bir tiyatro oyununa benzetmiş.
Devamını oku...
 
Suruç ve Kaosa Karşı Kaos Yazdır E-posta
Yazar Gaffur Yakınca   
Çarşamba, 22 Temmuz 2015
Death Defying Miracle - Timothy Shannon - ABD - yağlı boya, kanvas

Death Defying Miracle –
Timothy Shannon –
ABD – yağlı boya, kanvas

Koray Çapoğlu’nun aziz anısına saygıyla…

Kaos sözcüğünün en dramatik kullanımı herhalde Hürriyet’in 2008’deki türban oylamasından sonra attığı “411 el Kaosa kalktı” manşetiydi. İslamcı parti türban yasasını geleneksel cumhuriyete karşı bir zafer törenine dönüştürmüş, buradan aldığı gücü dinci rejimin başlama vuruşu olan anayasa oylamasına taşımıştı. Ancak Ertuğrul Özkök’ün manşet için seçtiği sözcük dincilik, gericilik, islamcılık, cumhuriyetin tasfiyesi, kadının esareti vs. değil “kaos”tu.

Evet bu kaos pek kritik bir sözcük. Başta politikacıların ve onlara akıl hocalığı yapan yazar takımının dilinden düşmüyor.

Devamını oku...
 
Tahrip olan bir halk ve tahrik olan Türkiye Yazdır E-posta
Yazar FEHİM TAŞTEKİN radikal.com.tr   
Pazartesi, 06 Temmuz 2015


Türkiye'de belli kesimleri ayağı kaldıran Doğu Türkistan'da krizin iki yönü var: Ezilen bir halkın davası ve o davayı yok eden terör.

Türkiye’nin dört bir yanı Çin’i protesto eylemlerine sahne oluyor ama neyin Doğu Türkistan hassasiyetini depreştirdiğine dair ortam bilgi kirliliğinden geçilmiyor. Türkiye’nin dini ya da etnik bağla kendini ilişkilendirdiği coğrafyalarda bir mağduriyet söz konusu olunca halkları tahrik etmek mubah, gerekçe sormak lüzumsuz hale geliyor.

Kitleler bazı gazetelerin “Çin polisi oruç tutan 18 Uygur’u katletti” haberleriyle ateşlendi. Bir katliam var ama bunun oruçla ilgisi yok. ‘Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ adıyla Çin’in en büyük yönetim birimi olan Doğu Türkistan’da son birkaç yılda tırmanan öfke ve şiddet çok daha köklü bir sorunun parçası.

Devamını oku...
 
Talat Aydemir'in Vasiyeti Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Nihat Yılmaz   
Pazar, 05 Temmuz 2015

 

Buna, ayrışıp toplumculaşan ve tek dağ mezar oluncaya dek sürdürülmek istenen umut da denebilir. 27 Mayıs 1960 Devrimi'nin bir çeşit artçı şokları olan "ihtilal teşebbüs" lerinin zor koşullarında doğmuştur. Ve Talat Aydemir'e aittir.

Artçı şoklar ya da ihtilal teşebbüsleri ise, kısaca, 27 Mayıs Devrimini rayında tutmak için kurulan Türk Silahlı Kuvvetler Birliği örgütünün, sahte demokrasinin mucidi ve "ilelebet" muhafızı olarak kalacak olan İsmet Paşa'nın da dayatmasıyla, istemeye istemeye gidilen 61 seçimlerinde, devrimcilerce "sabık ve sakıt" ilan edilen 50-60 dönemi iktidarının gerici, karşı devrimci zihniyetinin Meclisleri yeniden doldurması karşısında, birkaç gün içinde gerçekleştirmek üzere planladığı ve "21 Ekim 1961 Protokolü" ile imza altına aldığı "müdahale" kararının, kendilerinin de imzaları bulunan ve çoğu "general" olan tepedeki cürufun savsaklamasına tepki olarak başlayan ve Türk Silahlı Kuvvetler Birliği'nin başı olan devrin Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'ın "Hele bir İsmet Paşa'yı Başbakanlık’ta tutalım, eğer düşürürlerse o zaman müdahale ederiz" ihanetiyle de büyüyen ve 22 Şubat 1962 ile 21 Mayıs 1963'teki ihtilalci kalkışmalara neden olan direnişlerdi.

Son Güncelleme ( Pazar, 05 Temmuz 2015 )
Devamını oku...
 
Sosyalistlerin Çıplaklarla İmtihanı ya da Kahrolsun Ayıp! Yazdır E-posta
Yazar Gaffur Yakınca   
Cumartesi, 04 Temmuz 2015


Bazı "kritik" sahneler !

Bazı “kritik” sahneler !

LGBT Onur yürüyüşündeki bazı “kritik” sahneler üzerinden kopan patırtıyı hep beraber izledik. Ben kulunuz, oldum olası bu tip çetrefilli konulardan uzak durmaya gayret ederim. Birincisi bu cinsiyet hakları konusu eni konu pek fazla bilmediğimiz bir iştir, bundan daha önemlisi iş gelip ahlak tartışmalarına dayandığında artık subjektif bir alandasınız demektir. İddialarınız her an elinizde patlayabilir. Bunun için daha temkinli olmak, daha sakin olmak gerekir.

Devamını oku...
 
Bir Zihniyet Tezahürü Olarak Ümit Kıvanç Yazdır E-posta
Yazar Deli Gaffar   
Perşembe, 25 Haziran 2015



Shit in a bottle - John Kilduff , ABD- Y.boya Kanvas

Shit in a bottle –
John Kilduff , ABD- Y.boya Kanvas

Konuyu biliyorsunuz, Ümit Kıvanç, siyasi edepsizliğin merkez üssü haline gelmiş olan Radikal gazetesindeki köşesinden Hazirancılara küfür etti.  Tepkiler üzerine ne tür bir çam devirdiğini anlamış olmalı ki kişisel blogunda bu sefer bir serzeniş yazısı yayınladı. Beyefendi kendisine hakaret edildiğini düşünüyor, buna pek içerliyormuş. Tüm yazı boyunca aslında ne kadar “sosyalist” ve namuslu bir insan olduğunu anlatmaya çalışmış.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2048
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2584
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 21321338
Syndicate
 
left
Top! Top!
right