left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Perşembe, 30 Temmuz 2015
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
HALKLARA AÇILAN SAVAŞA HAYIR Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Pazar, 26 Temmuz 2015
Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran’da seçim sandığında suya gömülen Şam’da zafer namazı ve başkanlık projesini Suriye bataklığında canlandırma -olabilirse Kasım 2015 tekrar seçiminde ete kemiğe büründürme- hayali bir haftada ülkeyi ne hale getirdi!
AKP’nin din kardeşi, GDO’suz İslam örgütü IŞİD, Suruç’ta 32 kişiyi katletti. Katledilen gençlerin IŞİD kuşatmasında harabeye çevrilen Kobani ile dayanışma dışında bir amaçları yoktu. IŞİD, Türkiye’deki din kardeşinin ABD öncülüğündeki koalisyona katılmasına ve üsleri açmasına yanıtını gençlerin tabutlarıyla verdi.
Son Güncelleme ( Pazartesi, 27 Temmuz 2015 )
Devamını oku...
 
PKK, bölgede ABD’nin stratejik ortağı durumuna gelmiştir. Yazdır E-posta
Yazar Ender Helvacıoğlu   
Cuma, 24 Temmuz 2015
 
Bunları yazmak zorundayız, devrimci arkadaşlarımızı uyarmak için. Yanılırsak da yanıldığımızı kabul ederiz.
Taraflarından biri bütün gövdesiyle PKK olan bir savaş kesinlikle bir devrimci savaş değildir. Böyle bir gelişmenin sonucu ya halkın birbirini kırdığı gerici bir iç savaş, ya çok daha büyük felaketlerin yaşanabileceği bir bölünme süreci, ya da bir askeri darbedir. Hepsinin ortak paydası ise emperyalizmin tahakkümünün görülmedik ölçüde artacağı ve en başta solun ezileceği bir Türkiye’dir.
Bunu, bir zamanlar 12 Eylül faşizmine ve kirli savaşa karşı -Zonguldak-Botan el ele sloganıyla- PKK ile ittifak girişiminde bulunmuş bir sosyalist partinin eski bir yönetici üyesi olarak yazıyorum. Yani ne Kürt düşmanıyım, ne apolitik, ne de savaş kaçkını… Kendimce sorumluluk sahibi bir devrimciyim.
Neden böyle?
Devamını oku...
 
GERÇEKLER KAPATILAMAZ Yazdır E-posta
Yazar Turgut Koçak   
Perşembe, 23 Temmuz 2015
 
Değerli dostum, kardeşim, devrimci mücadele arkadaşım iki fotoğrafla ilgili şunları yazmış. "Kim bu yiğitler? Bu tiyatronun yönetmenleri kimler?" İkinci fotoğraf Suruç'ta yaşamlarını yitirenlerin fotoğrafı ve Ömer Gürcan'ın fotoğraf altındaki yazısı da şöyle; "Suçluyuz. Sizlere sahip çıkamadık. Kaos ortamının sizi yutmasına engel olamadık. Sizlerin güle oynaya ölüme gönderilmenize seyirci kaldık."
 
DEVRİMCİ HALK PARTİSİ
 
Birinci fotoğrafta bir gösteri yürüyüşü fotoğrafı var. Yürüyüş kolundaki bazı gençlerin yüzleri kapalı. Bazılarının da ellerinde silah var. Ömer Gürcan, "Kim bu yiğitler" diye sormuş ve bu gösteriyi de bir tiyatro oyununa benzetmiş.
Devamını oku...
 
Suruç ve Kaosa Karşı Kaos Yazdır E-posta
Yazar Gaffur Yakınca   
Çarşamba, 22 Temmuz 2015
Death Defying Miracle - Timothy Shannon - ABD - yağlı boya, kanvas

Death Defying Miracle –
Timothy Shannon –
ABD – yağlı boya, kanvas

Koray Çapoğlu’nun aziz anısına saygıyla…

Kaos sözcüğünün en dramatik kullanımı herhalde Hürriyet’in 2008’deki türban oylamasından sonra attığı “411 el Kaosa kalktı” manşetiydi. İslamcı parti türban yasasını geleneksel cumhuriyete karşı bir zafer törenine dönüştürmüş, buradan aldığı gücü dinci rejimin başlama vuruşu olan anayasa oylamasına taşımıştı. Ancak Ertuğrul Özkök’ün manşet için seçtiği sözcük dincilik, gericilik, islamcılık, cumhuriyetin tasfiyesi, kadının esareti vs. değil “kaos”tu.

Evet bu kaos pek kritik bir sözcük. Başta politikacıların ve onlara akıl hocalığı yapan yazar takımının dilinden düşmüyor.

Devamını oku...
 
Tahrip olan bir halk ve tahrik olan Türkiye Yazdır E-posta
Yazar FEHİM TAŞTEKİN radikal.com.tr   
Pazartesi, 06 Temmuz 2015


Türkiye'de belli kesimleri ayağı kaldıran Doğu Türkistan'da krizin iki yönü var: Ezilen bir halkın davası ve o davayı yok eden terör.

Türkiye’nin dört bir yanı Çin’i protesto eylemlerine sahne oluyor ama neyin Doğu Türkistan hassasiyetini depreştirdiğine dair ortam bilgi kirliliğinden geçilmiyor. Türkiye’nin dini ya da etnik bağla kendini ilişkilendirdiği coğrafyalarda bir mağduriyet söz konusu olunca halkları tahrik etmek mubah, gerekçe sormak lüzumsuz hale geliyor.

Kitleler bazı gazetelerin “Çin polisi oruç tutan 18 Uygur’u katletti” haberleriyle ateşlendi. Bir katliam var ama bunun oruçla ilgisi yok. ‘Şincan Uygur Özerk Bölgesi’ adıyla Çin’in en büyük yönetim birimi olan Doğu Türkistan’da son birkaç yılda tırmanan öfke ve şiddet çok daha köklü bir sorunun parçası.

Devamını oku...
 
Talat Aydemir'in Vasiyeti Yazdır E-posta
Yazar Abdullah Nihat Yılmaz   
Pazar, 05 Temmuz 2015

 

Buna, ayrışıp toplumculaşan ve tek dağ mezar oluncaya dek sürdürülmek istenen umut da denebilir. 27 Mayıs 1960 Devrimi'nin bir çeşit artçı şokları olan "ihtilal teşebbüs" lerinin zor koşullarında doğmuştur. Ve Talat Aydemir'e aittir.

Artçı şoklar ya da ihtilal teşebbüsleri ise, kısaca, 27 Mayıs Devrimini rayında tutmak için kurulan Türk Silahlı Kuvvetler Birliği örgütünün, sahte demokrasinin mucidi ve "ilelebet" muhafızı olarak kalacak olan İsmet Paşa'nın da dayatmasıyla, istemeye istemeye gidilen 61 seçimlerinde, devrimcilerce "sabık ve sakıt" ilan edilen 50-60 dönemi iktidarının gerici, karşı devrimci zihniyetinin Meclisleri yeniden doldurması karşısında, birkaç gün içinde gerçekleştirmek üzere planladığı ve "21 Ekim 1961 Protokolü" ile imza altına aldığı "müdahale" kararının, kendilerinin de imzaları bulunan ve çoğu "general" olan tepedeki cürufun savsaklamasına tepki olarak başlayan ve Türk Silahlı Kuvvetler Birliği'nin başı olan devrin Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay'ın "Hele bir İsmet Paşa'yı Başbakanlık’ta tutalım, eğer düşürürlerse o zaman müdahale ederiz" ihanetiyle de büyüyen ve 22 Şubat 1962 ile 21 Mayıs 1963'teki ihtilalci kalkışmalara neden olan direnişlerdi.

Son Güncelleme ( Pazar, 05 Temmuz 2015 )
Devamını oku...
 
Sosyalistlerin Çıplaklarla İmtihanı ya da Kahrolsun Ayıp! Yazdır E-posta
Yazar Gaffur Yakınca   
Cumartesi, 04 Temmuz 2015


Bazı "kritik" sahneler !

Bazı “kritik” sahneler !

LGBT Onur yürüyüşündeki bazı “kritik” sahneler üzerinden kopan patırtıyı hep beraber izledik. Ben kulunuz, oldum olası bu tip çetrefilli konulardan uzak durmaya gayret ederim. Birincisi bu cinsiyet hakları konusu eni konu pek fazla bilmediğimiz bir iştir, bundan daha önemlisi iş gelip ahlak tartışmalarına dayandığında artık subjektif bir alandasınız demektir. İddialarınız her an elinizde patlayabilir. Bunun için daha temkinli olmak, daha sakin olmak gerekir.

Devamını oku...
 
Bir Zihniyet Tezahürü Olarak Ümit Kıvanç Yazdır E-posta
Yazar Deli Gaffar   
Perşembe, 25 Haziran 2015



Shit in a bottle - John Kilduff , ABD- Y.boya Kanvas

Shit in a bottle –
John Kilduff , ABD- Y.boya Kanvas

Konuyu biliyorsunuz, Ümit Kıvanç, siyasi edepsizliğin merkez üssü haline gelmiş olan Radikal gazetesindeki köşesinden Hazirancılara küfür etti.  Tepkiler üzerine ne tür bir çam devirdiğini anlamış olmalı ki kişisel blogunda bu sefer bir serzeniş yazısı yayınladı. Beyefendi kendisine hakaret edildiğini düşünüyor, buna pek içerliyormuş. Tüm yazı boyunca aslında ne kadar “sosyalist” ve namuslu bir insan olduğunu anlatmaya çalışmış.

Devamını oku...
 
DEMİREL'İN SIRLARI Yazdır E-posta
Yazar Dr. Hikmet KIVILCIMLI   
Çarşamba, 17 Haziran 2015
 
“Bazı sırlar” var. Bazı “sır olmayanlar” da var.
Derinlerin derirılerinde alabildiğine biçimsizleştirilerek saklanan: “Bazı sırlar”, sosyal “sır”ların en büyüğü, Demirel’in şöyle bir uçcağızından sezer gibi olduğu ve mezara götürmeye azmettiği “sır”, Genelkurmay Başkanı’nın, Amerika’da kalın barsağını almalarından kaçmış bulunmasına rağmen, izini tozunu belki, kendisini hiç görmediği muhakkak olan “sır”, Kuvvet Kumandanları’nın izini tozunu da herhalde göremedikleri “sır”… Her emperyalist Anayurt ve sömürge gibi, Türkiye’de de en ufak bir tülle peçelenmeye dahi gerek görmeksizin açık açık kol gezen “sır”dır.
Son Güncelleme ( Çarşamba, 17 Haziran 2015 )
Devamını oku...
 
Diktatörler, Yargılamalar, Cezalar… Yazdır E-posta
Yazar Gaffur Yakınca   
Çarşamba, 17 Haziran 2015
Bokassa, tahta çıktığı gün...

Bokassa, tahta çıktığı gün…

Sevmediğimiz adamları, diktatörleri, tiranları, en önce Hitler’e benzetmek adetimiz olmuş. Ondan sonra en çok Musolini geliyor akla, daha nadir olarak da Franco.

Oysa bunların üçü de korkunçluklarının yanı sıra eğitimli ve çaplı adamlardır, alelade psikopatlar ya da sıradan katiller değillerdir. Musolini, faşizmin fikir babası ve kurucusudur, Hitler kendi doktrinin kitabını yazmış bir katildir, Franco bile hiç değilse okuma yazma bilen, harp “sanatından” ve diplomasiden anlayan biridir.

Devamını oku...
 
KARNE Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Pazar, 14 Haziran 2015

 

KARNE
Geçmişten bol bol resim vereceksin
Sosyalizm ideali uğruna can verenleri yad edeceksin
"Devrim ve Sosyalizm Mücadelimiz sürüyor" şiarı bir pankart duvarında. Eskiden Kalan...
Geçmişten gelen kişilliğini idealini dilim varmıyor söylemeye..
Başka bir idealle kendini sunacaksın hemde gururla...
Ama bedel ödediğin günlerin anmalarında gözlerini kapadığında
Geçmişin Gençliğin
Karşısına dikilecek
Soracak
Değer miydi?

Devamını oku...
 
KIPRAŞMAYIN::::SAVRULMAYIN::: Yazdır E-posta
Yazar Ender Helvacıoğlu   
Cumartesi, 13 Haziran 2015

 

 

BHH takasını HDP limanına yanaştırmaya çalışan arkadaşlara kendimce bazı uyarılar yapmak istiyorum.

- Limanda bir yer açarlar tabii ama HDP’nin BHH’yle falan uğraştığı yok. Seçim sürecinde de böyleydi. BHH seçim arenasında politika yapmayı bıraktığı andan itibaren HDP açısından mesele hallolmuştu. Onların derdi AKP’ye giden muhafazakâr Kürt oylarını, Alevi kitlesini vb. kendilerine döndürmekti ve bu hedefe yönelik mesajlar verdiler; başarılı da oldular. BHH zaten “çantada keklik”ti. Ağır oluyor ama durum buydu. Şimdi daha da böyle. Adamlar CHP’yle, AKP’yle, hatta MHP’yle yan yana gelip gelemeyeceklerini tartışıyorlar; BHH’yle yan yana gelip gelmemeyi değil.

- Arkadaşlar diyor ki: BHH’deki fren mekanizmaları olmasaydı, HDP’ye kafadan destek verseydik, şimdi daha fazla mevzi elde etmiş olurduk. Bak bu konuda haklısınız. O fren mekanizmaları olmasaydı şimdi belki bir-iki milletvekilimiz olabilirdi. Ufuk Uras’ların geçmişte gösterdiği “basireti” bile gösteremedik!


Son Güncelleme ( Cumartesi, 13 Haziran 2015 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2044
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2577
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 21027930
Syndicate
 
left
Top! Top!
right