left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 25 Mayıs 2016
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Cumhuriyet’ten Neden Nefret Ediyorlar? – Top 10 Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Pazar, 22 Mayıs 2016
Palyaçolar - Jesus Zero, ABD - Y.boya kanvas

Palyaçolar – Jesus Zero, ABD – Y.boya kanvas

Efendim ben kulunuz, kendimi bir cumhuriyet çocuğu sayarım, şu yarım aklım için bile kendimi en önce cumhuriyete ve onu kuranlara müteşekkir hissederim. Çünkü anam okum yazma bilmez, Türkçe’yi sonradan öğrenmiş bir işçinin çocuğudur. Babamsa Rus savaşından kaçmış muhacir bir ailenin evladıdır, onun babası da okumayı askerde öğrenmiş yoksul bir köylüdür. Bu iki insanın da mektep okuyup bir meslek sahibi olması ancak bir mucize ile kabil olmuştur ve doğrusu o mucizenin adı cumhuriyettir. Dolayısı ile ben de, her ne oranda insan olabildiysem, tamamını köylülerden-işçilerden, baldırıçıplaklardan ve kullardan vatandaşlar yaratmış olan cumhuriyete borçluyum diyebilirim.

Devamını oku...
 
DEVRİMBAZLIK MI, DEVRİMCİLİK Mİ? Yazdır E-posta
Yazar TURGUT KOÇAK (TSİP GENEL BAŞKANI)   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

Türkiye'de çok önemli şeyler oluyor. Bir tarafta devrimcilik adına devrimbazlık yapanlar, diğer yanda ise ilericilerin, devrimcilerin, demokratların ve sosyalistlerin soluğunu kesmek isteyen dinci gerici cephe. Dinci gerici cepheyi oluşturanlar ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar da iş devrimbazlara gelince ne; ne yaptıklarının ayırdındalar ne de yarın ne olacağı umurlarında. Türkiye sol ve sosyalist hareketi öncelikle etnik köken üzerinden örgütlenmelere hayırhak bakarak en büyük hatayı yapmışlardır. Olmadı, her fırsatta devrimciliğin etnik köken üzerinden örgütlenip politika yapanları desteklemek olduğu dile getirilerek, içi boş bir ezen-ezilen edebiyatı ile bu anlayış devrimciliğin turnusolu gibi gösterildi. Öyle ki, birçok yapı için artık iş Kürt kimliği ile kurulu partiyi destekliyorsan devrimci, solcu veya sosyalistsin, desteklemiyor eleştiriyorsan eğer faşist ya da Kemalist'sin kısır döngüsünde en ilkel hâl doğruymuş gibi saldırgan bir şekilde savunuldu.

Devamını oku...
 
Deniz, Yusuf, Hüseyin, Ölüm Oruçları ve Unutkanlık Yazdır E-posta
Yazar Serpil Güvenç - SOL.org.tr   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

Yaşamını yitiren insanlarla ilgili ya da onların tanıklık ettikleri olayları eksik ya da farklı anlatmak, solun tarihinde de sıkça karşımıza çıkıyor. Sevindirici olan ise, kitaplarda ya da röportajlardaki bilgi ve belgelerin, bu eksik aktarımlardan doğabilecek yanlış anlaşılmaların düzeltilmesine yardımcı olmaları.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in 18 Nisan 1972’de başlattıkları ‘ölüm orucu’ olayında da benzer bir durum söz konusu. Halit Çelenk’in Mayıs 1978’de Ülke Yayınları tarafından basılan “İdam Gecesi Anıları” kitabında, olay ilk kez ayrıntılı olarak anlatılıyor. Bir köşe yazısı çerçevesini aştığı halde, okurun sabrına sığınarak, konuyu ayrıntılarıyla ele almaya çalışacağım.

Deniz, Yusuf ve Hüseyin, açıklamalarında ölüm orucuna başlama nedenlerini şöyle açıklamışlardı;

Devamını oku...
 
BEZİRGANLIĞI AŞAMAYAN TOPLUM Yazdır E-posta
Yazar https://suyunrengi.wordpress.com/2014/11/09/ortadogululardan-nicin-nefret-ediyorum/   
Pazar, 22 Mayıs 2016

 

 ORTADOĞULULAR’DAN NİÇİN NEFRET EDİYORUM

Bu başlık için çok düşündüm. Çoğu insanı kızdıracak bir başlık. Ama olsun. Yalan yazmıyorum.

Dürüstüm…
Herkesten önce kendime…

Bir yaz sıcağında bütünleme sınavlarına hazırlanıyordum. Yanımızdaki daire boyanıyordu. İçindeki işçiler durmadan gülüyorlar, alaycı bir şekilde bağırıyorlardı. Gürültüleri yüzünden ders çalışamıyordum. Yanlarına gittim. Ortalarında bir kişi çaresiz bir şekilde bana bakıyordu. Ötekilerin hepsi ona alaycı bir şekilde gülüyordu.

“Ne oluyor burada? İki saattir gürültünüzden ders çalışamıyorum.” dedim. Alaycı bir şekilde o adamı gösterdiler. Durumu anlamadığımı gösterir şekilde kafa salladım.
“Romanyalı” dediler.
“Ne olmuş?” dedim.
Güldüler, “Yabancı”dediler.

Devamını oku...
 
ATATÜRK SAMSUN’A NASIL ve NEDEN ÇIKTI? Yazdır E-posta
Yazar Zeki SARIHAN   
Perşembe, 19 Mayıs 2016
 
19 Mayıs günü CHP’lilerin Anıtkabir’e yapacağı yürüyüşün hükümetçe yasaklanması üzerine bir televizyon kanalında karşıt görüşlü dört kişi tartıştı. Yıllardır yapıldığı gibi Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a neden ve nasıl gönderildiği konusunda yanlış ve eksik görüşler söylendi.
Yazılıp söylenmemiş değildir ama aşağıda yazacaklarımın çoğu kişi tarafından bilinmediğini düşünüyorum. Yanlış ve eksik bilgiler kullanılınca konunun bir çıkmaza girmesi kaçınılmazdır.

Devamını oku...
 
BAĞIRA BAĞIRA GELENE MANİ OLAMAYAN GENELKURMAY BAŞKANI Rüştü Erdelhun Yazdır E-posta
Yazar Ömer GÜRCAN   
Pazar, 15 Mayıs 2016

 

Genelkurmay Başkanlığını yürüttüğü sırada askerlerin siyasete karışmasına ve askeri cuntalara karşı çıkması ile, toplumdaki sosyal ve politik endişeler, anayasa ihlali gibi konulardan rahatsızlık duyan düşük rütbeli silahlı kuvvetler üyelerine karşıt olarak, bu konularda hükümet yanlısı tutumuyla tanındı. Komuta kademesindeki çoğu komutan tarafından da paylaşılan bu tutumun, özellikle bazı genç subaylar arasında yayılmakta olan huzursuzluğu hızlandırıcı bir etkisi oldu.Silahlı kuvvetler içinde gelişen darbeci eğilimler, DP iktidarı kadar silahlı kuvvetlerin komuta kademelerine de yönelikti.


Ömer Gürcan's photo.
Devamını oku...
 
Fatsa, Devrimci Yol, Özyönetim, PKK… Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Perşembe, 05 Mayıs 2016
Fatsa, hala en ileri toplumcu deneyim olma özelliğini koruyor.

Fatsa, hala en ileri toplumcu deneyim olma özelliğini koruyor.

Dün 4 Mayıs’tı, Fatsa’nın efsanevi belediye başkanı Terzi Fikri (Sönmez)’in ölüm yıldönümü. Terzi Fikri’yi ölümsüz kılan onun Türkiye tarihinin en özgün demokrasi deneyimlerinden birinin doğal lideri olmasıydı. Gerçekten de Fatsa bugün bile devrim fikrini taşıyabildiğimiz en yüksek zirvelerden birini, belki de birincisini temsil ediyor.

Devamını oku...
 
YETER BE ! Dr. Hikmet KIVILCIMLI Yazdır E-posta
Yazar Dr. Hikmet Kıvılcımlı   
Perşembe, 05 Mayıs 2016

YETER BE !
2 Şubat 1971

         Bilimsel sosyalizmin çok bilmiş düşmanları, ona kandökücü diktatörlüğü yakıştırırlar. Oysa gerçek sosyalizmin bilim olarak başlıca ödevi, Marks'ın en büyük eserinde belirttiği gibi:
         "Doğum sancılarını kısaltıp ılımlandırmak" (Das Kapital)tır.
         Dünyamız, yarım yüzyılı geçiyor: "doğum sancılarıyla" kıvranmaktadır. Vietnam'da kandökücü diktatör kimdir? Doğumu, sosyalizmin doğumunu engellemek isteyen Amerika U.S'a satılnıış üç beş general ve politikacı. Şili'de sosyalizmin doğumunu demokrasi (ama lâfta değil, işde halkın bilinçli örgütleri) ile hiç sancısız gerçekleştirenler kimlerdir? Seçime yanyana girmiş: Sosyalistler, komünistler, radikaller, Bağımsız Halk Aksiyonu (adlı hıristiyan demokrat din adamları), Sosyal - Demokratlar'dır.
         Tek yaygaralıca: "Seçime hayır! Tek yol: Savaş!" parolasını koparan: "Sol Devrimci Hareket" şarlatanları çıktı. Ama "Şili İşçilerinin Birleşik Konfederasyonu" 700.000 üyelidir. "Sol Devrimci Hareket" şarlatanlarının aldıkları oy: 3.838'dir. Sancısız doğuma ikinci karşı koyan akım, Allende'nin Şili başkanlığına seçiminden önce Başkomutan General Schneiderş'i öldürten, 21 Ekim 69 sağ hükümet darbecisi General Roberto Viaux'dur. Demek kan dökücü diktatörlük kimlerin özlemidir? "Sol Devrimci" veya Sağ karşı - devrimci PROVOKATÖRLERİN özlemidir.
Devamını oku...
 
KARŞIDEVRİMCİ KALKIŞMA Yazdır E-posta
Yazar Yavuz Alogan - Aydınlık   
Çarşamba, 04 Mayıs 2016

    
Devrim öncesine “eski rejim” diyoruz. Fransızcası “ancient régime” olan bu kavram 1789 Fransız Devrimi’nden sonra monarşi döneminin kurumlarını, iktisadi düzenini ve toplumsal yapısını tanımlamak için kullanıldı, giderek evrenselleşti.
    Bizim için “eski rejim” Osmanlı dönemidir.  1 Kasım 1922’de Saltanat’ın kaldırılmasıyla  tarihe gömülmüştür. Saltanatı kaldırma koşulları olgunlaştığı halde kılıç göstermek gerekmiştir, çünkü Meclisi Mebusan’da ciddi bir muhalefet vardır. Rauf Orbay bile zor ikna edilmiştir.
    Mustafa Kemal, kanun görüşüldüğü sırada,  Osmanoğulları’nın altı asırdır süren “tasallut”undan söz etmiş, Türk milleti “bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor” demiştir. Meclisi Mebusan’ın saltanatı kaldırmaması halinde, “yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır” dedikten sonra, şu sözleri eklemiştir: “Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.” 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 04 Mayıs 2016 )
Devamını oku...
 
Bir Tanıklık: 1 Mayıs 1977 Yazdır E-posta
Yazar Yavuz ALOGAN   
Pazar, 01 Mayıs 2016

 

 

 

1 Mayıs 1977 günü, o sırada “Maocu Blok” olarak anılan üç siyaset, Halkın Yolu, Halkın Kurtuluşu ve Halkın Birliği, Saraçhane’den yürüyüşe geçmiş, Tarlabaşı’ndan Taksim Meydanı’na doğru çevreyi sloganlarla çınlatarak ilerliyordu. Bu üçlünün yaklaşık 500 metre önünde, Marx-Engels-Lenin’in dev posterlerini taşıyan Kurtuluş grubu yer alıyordu. Onların önünde de DİSK ve Maden-İş konvoyları vardı.

O dönemde TKP’nin yönlendirdiği DİSK, Maocuları 1 Mayıs günü Taksim Meydanı’na sokmama kararı almıştı. Dönemin en şiddetli ideolojik mücadelesi, TKP ile her türlü Maocu arasında sürüyor, iki grup birbirini “Maocu Bozkurtlar” ve “Sosyal Faşistler” olarak anıyordu. “Merkezci” (Pekin’e ve Moskova’ya mesafeli) gruplar, Dev-Yol ve Kurtuluş, TKP’ye daha yakın duruyorlardı.Miting öncesi afişlemeler sırasında çatışmalar olmuş, İstanbul ve İzmir’de afişe çıkan iki genç ateşli silahla öldürülmüştü. Miting öncesi bütün gazeteler, büyük bir provokasyon olacağını, kan döküleceğini yazıyordu.

Devamını oku...
 
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? Yazdır E-posta
Yazar Zeki SARIHAN   
Cumartesi, 30 Nisan 2016
 
Önceki yıl, bir grup arkadaş Burhaniye’de bir yazlığın balkonunda sohbet ediyorduk. Söz arasında ‘’Osmanlı devletinin Birinci Dünya Savaşı’nda iki büyük zaferi var: Çanakkale ve Kut-ül Amere’’ dedim.
Arkadaşlardan biri: ‘’Biz neden yalnız Çanakkale’yi biliyoruz? Kut-ül Amere’den neden hiç söz edilmiyor?’’ diye sordu.
Her yerde gerçeği yazıp söylemeye ant içtiğim için doğrudan şu yanıtı verdim:
‘’Kut-ül Amere’de Atatürk olmadığı için!’’
Devamını oku...
 
Genelkurmay, Erdoğan’a Darbe Yapar mı? Yazdır E-posta
Yazar ODA TV   
Pazartesi, 25 Nisan 2016

 

Ağacın Kurdu

Balyoz Davasından beraat eden Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel yeni kitabı "Ağacın Kurdu"nda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar hakkında dillendirilen pek çok önemli iddiaya yer veriyor.

Kitabın "Genelkurmay, Erdoğan’a Darbe Yapar mı?" başlıklı bölümünde, Hulusi Akar'ın hızlı "yükseliş" öyküsünü özetleyen Önsel, cemaate yakın gazetecilerin Hulusi Akar'dan övgüyle söz etmelerinin nedenleri üzerinde duruyor. TSK içindeki Cemaatçi yapılanmaya karşı açıklamalarıyla bilinen Mustafa Önsel'in kısa süre önce orduevlerine girişi yasaklanmıştı. 

İşte Mustafa Önsel'in kitabından Hulusi Akar'la ilgili o bölümler:

"Hulusi Akar, şudur budur demiyorum. Sadece yaşananları ve iddiaları ortaya koyacağım. Ama bunları onu itham etmek adına yapmadığımı okuyucunun da bilmesini isterim. Onun dahili var ya da yok “birileri” ona bir gömlek biçmeye çalışıyor. Buna dikkat çekmeye çalışacağım. Bu bir yerde ona da ikazdır."

Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2123
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2660
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 24536476
Syndicate
 
left
Top! Top!
right