left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Salı, 28 Nisan 2015
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
Ermenilere kim kıydı? Yazdır E-posta
Yazar Alper Erdik sendika.org   
Perşembe, 16 Nisan 2015

 

 

 

 

… Bakkal Karabet’in ışıkları yanmış/ Affetmedi bu Ermeni vatandaş/ Kürt dağlarında babasının kesilmesini/ Fakat seviyor seni; çünkü sen de affetmedin/ Bu karayı sürenleri Türk halkının alnına …Nazım Hikmet

Osmanlı Ermenilerinin yaşadığı trajik olayları soykırım olarak niteleyenlerin, “soykırım”ın başlangıcı olarak kabul ettikleri ve her yıl, olaylarda yaşamını yitirenleri andıkları gündür 24 Nisan. Bunu sebebi, 24 Nisan 1915’in, doğuda yaşanan birtakım olayları planladığı ve yönlendirdiği düşünülen kişilerin tutuklandığı ve Ermeni örgütlerinin kapatıldığı tarih olmasıdır. Bu gün, aynı zamanda, özellikle son yıllarda “soykırım”ı tanıyan ülkelerin, parlamentolarında bu kararı aldıkları gündür. Son üç yılın 24 Nisan’ı ise, “herkesçe” farklı bir önem taşımaktadır. Zira bu kez, bu tarihte, “soykırım”ı tanıyıp tanımayacağı merakla beklenen ülke Barack Obama’nın başkanı olduğu Amerika Birleşik Devletleri’dir!

Son Güncelleme ( Perşembe, 16 Nisan 2015 )
Devamını oku...
 
HDP’nin barajı geçmesi ya da geçmemesi… Bütün mesele bu değil Yazdır E-posta
Yazar MERT YILDIZ .diken.com.tr   
Çarşamba, 15 Nisan 2015

Ülkemizde çok ciddi bir temsiliyet krizi yaşanıyor. Yüzde 10 barajı pek çok seçmeni istediği partiye değil, istemediği partiye en karşı partiye oy vermesine yol açıyor.

AKP’nin seçilmesini istemiyorsanız CHP, MHP veya HDP’ye oy veriyorsunuz. Bu partiler sizi temsil etmiyor ama AKP’ye o kadar karşısınız ki kötünün iyisini seçiyorsunuz.

Bu seçimde en çok tartışılan konu HDP’nin barajı geçip geçmeyeceği. Pek çok seçmen ‘HDP barajı geçsin diye oy vereceğim’ diyor. Çünkü geçmezse AKP’nin tek başına iktidar olacağı ve belki de 330 milletvekili çıkarıp başkanlık sistemini getireceği düşünülüyor.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 15 Nisan 2015 )
Devamını oku...
 
Papa ve 1915, Ya Da Kan Kokusuna Gelen Çakallar Yazdır E-posta
Yazar Gaffur Yakınca   
Çarşamba, 15 Nisan 2015
Resim : "That which has no Existence enters where there is no Cavity" - Sarah Hashmi - Akrilik, yağlıboya, kanvas

Resim : “That which has no Existence enters where there is no Cavity” – Sarah Hashmi – Akrilik, yağlıboya, kanvas

Arsız kedi topal tavuğu kaparmış. Yumuşak bir karnın varsa, yaralı bir yerin, imansız düşman hep oraya oraya dürter çomağını. Yeni sünnet olmuşuz ya ,Papa efendi de hortumla suyu entarimize tutuyor vallahi. Demiş ki “20. yüzyılın ilk soykırımı Ermeni soykırımıdır.”

Asıl konumuz bu olmamakla beraber birazcık anlatmama müsade edin. Papa bey çok afedersiniz, kıçından uyduruyor. Yirminci yüzyılın ilk soykırımı Ermeni soykırımı değildir, Almanlar tarafından icra edilmiş olan Herero Soykırımı’dır.

Hererolar : 20. Yüzyılın İlk Kurbanları

Hererolar ve Namalar Güney Batı Afrika’da, bugünkü Namibya’da yaşayan halklardır. Geçen yüzyılın başında bu bölge Alman kolonisidir. Hererolar 12 Ocak 1904 tarihinde Samuel Maharero önderliğinde Alman sömürgecilere karşı ayaklanırlar. Ağustos ayındaki Waterberg Savaşında Alman general Lothar von Trotha Hereroları yenilgiye uğratır ve bütün bir halkı Omaheke çölüne sürer. Ekim ayında bu sefer Nama halkı Almanlara karşı ayaklanır ve onların başına da aynı şey gelir.

Son Güncelleme ( Çarşamba, 15 Nisan 2015 )
Devamını oku...
 
Başımız Dik, Alnımız Açık.. Yazdır E-posta
Yazar Deli Gaffar   
Perşembe, 02 Nisan 2015
Düzen ve Adalet (Dainius Trumpis - Litvanya - Akrilik Kanvas)

Düzen ve Adalet (Dainius Trumpis – Litvanya – Akrilik Kanvas)

Önce basit bir tanımla başlayalım : “Güçlülerin terörüne savaş denir, güçsüzlerin savaşınaysa terör”. Evet, bu terör ya da terörist nitelemeleri hayli izafi şeylerdir. Misal, bakın dünün “terörist başı” Abdullah Öcalan, bugün devletin en üst düzeyinde müzakere ortağıdır, kimse onun teröristliğinden falan söz edememektedir. Çünkü güçlüdür. Kimse kusura bakmasın, Türkçesi, devlet bükemediği bileği öpmüştür. Hal böyle olunca devletin istemediği işlere kalkışan her insana terörist demeden önce bir düşünmek gerekir.


Son Güncelleme ( Perşembe, 02 Nisan 2015 )
Devamını oku...
 
CUMHURBAŞKANI’NI KANDIRAN ALLAH’TAN BULSUN! Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Pazar, 22 Mart 2015


Reisicumhur Recep Bey, Harp Akademileri Komutanlığı'nı ziyareti sırasında erkânıharp zabitlerine içini dökmüş. Ergenekon ve Balyoz davaları için dertleşirken, “Kurumlarımızın içinde örgütlenmiş bir yapının yürüttüğü kumpasa maruz kaldık, aldatıldık” demiş.
Silah arkadaşlarının (ve arada bir genelkurmay başkanının) ellerine kelepçe vurulmasını seyretmiş erkânıharp zabitleri ne düşünmüşlerdir bilemem. Şahsen ve bizatihi kanaatim odur ki, Reisicumhur Recep Bey “aldatıldık” derken samimi davranmıştır.
Recep Bey samimi konuşmuştur. Zira bildiğim kadarıyla Müslüman adamdır. Müslüman adam kimsenin kötülüğünü istemez. Ayriyeten hep samimidir, halk tabiriyle delisi dışında bir insandır Recep Bey. Aklındakini eğip bükmeden olduğu gibi ifşa eder. Üstüne üstlük çok saf ve temiz yüreklidir. Saf ve temiz yürekli olduğu için de rahatlıkla dolduruşa getirilebilir, aldatılabilir. O yüzden “Paşalar ve subaylar içeri tıkılırken aldandık” derken doğruyu söylediğine inanıyorum; muhalefet baykuşlarının “Aklın başına yeni mi geldi!” yollu azarlamalarına itibar etmiyorum.
Devamını oku...
 
ZİNDANA TIKILAN ADALET: SARP KURAY Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Salı, 17 Mart 2015

Cezaevindeki bir tutuklu ve hükümlüyle arkadaş sıfatıyla görüşebilmek, savcılığın iznine bağlı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dilekçemize olumlu yanıt vermesini doğrusunu beklemiyorduk. Sabah saat 10.00’da verdiğimiz dilekçenin öğlen 12.00’de “Uygundur” kaydı ve mührüyle iade edilmesi sürpriz oldu.
Türkiye sosyalist hareketinin önderlerinden Sarp Kuray, tek kişilik örgüt lideri olarak 6 yıldır cezaevinde. Sincan F2 Cezaevi Ankara’ya 45 kilometre uzakta. Özel araç yoksa, ulaşım olanağı hayli kısıtlı. Celal Özcan yardım etmese, şans eseri verilen görüş izni elden kaçabilirdi.
Hiç vakit yitirmeden yola koyulduk. Yiyecek içecek türünden bir şey götürmek yasak. Çam sakızı çoban armağanı deyip, Kışlada SOLkırım kitabını yanımıza aldık.
Ziyaretçi olarak cezaevine girmek kolay değil. Yerleşkenin en dışında aracımızı park edip ceplerimizde ne var ne yok araçta bıraktık. Sadece kimliklerimiz ve görüş izni evrakıyla ilk kapıyı geçtik. X Ray cihazı sorun çıkarmadı. Sorun çıkarsa, iş çıplak aramaya kadar varabilecekti.
Yerleşke içinde yolculuk cezaevi araçlarıyla sağlanıyor. Araçlar on beş dakikada bir servise çıkıyor. Gelen otobüse sıkış tıkış yerleştik. Ziyaretçiler Anadolu’nun kavruk insanları. Öyle ki aralarında beyaz Türk gibi kaldık. Yolculuk sırasında Celal bizlere yerleşke hakkında brifing veriyor. Burası L Tipi. Burada adli tutuklu ve hükümlüler kalıyor. Burası F1 Cezaevi. Burada Ergenekon ve Balyoz davalarının paşaları kalmışlar…
Devamını oku...
 
Seçimler ve HDP Üzerine Düşünceler Yazdır E-posta
Yazar Aniıl KAYA   
Pazar, 08 Mart 2015
 
Ülkenin gidişatına dair son yıllarda artarak devam eden endişe ve Erdoğan’ın kurmayı planladığı “yeni düzen” AKP’li seçmeni bir kenara koyacak olursak herkesin karşı çıktığı bir tabloyu açığa çıkardı. AKP’lileri kenara koyunca geriye kalan siyasal ve sosyal yelpaze oldukça geniş. Yelpaze içindeki siyasi öznelerin anlaşabilmesi de bir hayli zor. AKP karşısında konumlanan siyasi öznelerin ortak noktası ise AKP’den kurtulma isteği. Haliyle AKP ile mücadele ederken kendi oluşturmak istedikleri Türkiye fikri ile hareket ediyorlar.

Yazı içinde tartışmaya konu olacak güçler ise HDP-Kürt dinamiği ve ülkemizin demokratik birikimi. (Yazı içerisinde “demokratik birikim” olarak ifade edeceğim kavram ülkemizin mücadele geçmişinin her bir bireyde ve toplamda toplumun belleğinde oluşturduğu düşünüş ve davranış bilincini ifade etmek için kullanılmıştır.)
Devamını oku...
 
Demokratik Cumhuriyetin “Solcu” Irkçıları ! Yazdır E-posta
Yazar Deli Gaffar   
Pazartesi, 02 Mart 2015
"Irkçı değilim, homofobik değilim, cinsiyetçi değilim"  - Violeta Tanova (Bulgaristan) - Yağlıboya kanvas

“Irkçı değilim, homofobik değilim, cinsiyetçi değilim” – Violeta Tanova (Bulgaristan) – Yağlıboya kanvas

Kürt’ü biraz kazıyınca altından bir Rum, Ermeni, Süryani, Slav, Yahudi vs. çıkar. Hele “Kürt” denilen kişi biraz sıra dışıysa, bir sanatçıysa, bir demokratsa vs. hiç şaşmaz.

Ermeni’yi biraz kazıyınca altından mutlaka bir müslüman çıkar. Hele “Ermeni” denilen kişi biraz entelektüel, biraz ince ruhlu, biraz demokratsa vs. hiç şaşmaz.

Şimdi hemen HDP’li arkadaşların salvolarını bekliyorum. Yazılarımı okumadan atıp tutmakta, sövüp tehdit etmekte pek mahir oldukları için, “faşist Gaffaaaarrr” diye hücuma geçebilirler, atış serbest! Azıcık izan sahibi olanları ise devamını okumaya davet ediyorum.

Devamını oku...
 
MUSTAFA KEMAL'İN SOYTARILARINI ORDU GENÇLİĞİ HİÇ UNUTMADI... Yazdır E-posta
Yazar Öner Gürcan   
Pazar, 22 Şubat 2015

BAŞTA İSMET PAŞA OLMAK ÜZERE , PAŞALAR KURTULUŞ SAVAŞI GELENEKLİ  ORDU GENÇLİĞİNE İHANET ETTİLER. GENÇ SUBAYLAR ASILDI, ORDUDAN ATILDILAR YILLARCA CEZAEVLERİNE ATILDILAR... HARBİYE TARANDI....50 YILLIK BİR TARİH...

O TARİHTEN BERİ  PAŞALARIN ARDINDAN GENÇ SUBAY  VE HARBİYELİ GİTMİYOR... HARBİYELİ O PAŞALARI TARİHTEN TANIYOR...

PAŞALARIN YANLIZLIĞI TARİHTEKİ İHANET GELENEKLERİNİN SONUCU.....

MUSTAFA KEMAL'İN SOYTARILARINI ORDU GENÇLİĞİ HİÇ UNUTMADI...

22 Şubat 1962

olaylarından hep Talât Aydemir'in başlattığı "22 Şubat İhtilâli" diye bahsedilir. Oysa 22 Şubat günü yaşananlar, ihtilâlci subayların bir oldu bitti ile, bulundukları yerlerden sürülmeleri amacıyla yürütülen ve bizzat İnönü tarafından başlatılan bir KARŞI İHTİLÂL'dir.

Aynı 21 Ekim Protokolünde olduğu gibi, birazdan göreceğimiz 9 Şubat Protokolüne ihtilâl kararıyla imza atan onlarca general ve yine onlarca Albay'dan yalnızca Talât Aydemir ve Fethi Gürcan'ın başını çektiği genç subaylar bu karşı ihtilâle DİRENMİŞLERDİR.

Eğer bu direniş olmasaydı, o zaman hiç bir direnişin olmadığı 13 Kasım 1960'da olduğu gibi açıkça İnönü ve onun maşası haline gelmiş MBK'sinin çoğu üyesi, 22 Şubat'ı kendi övünç hanelerine bir artı puan olarak yazabilirlerdi. Ama direnişin daha ilk anında iktidarın bütün temsilcilerinin Çankaya köşkünde kıskıvrak yakalanmalarıyla direnişin bir anda iktidar problemine dönüşmesi öyle büyük bir korku yarattı ki, olay İHTİLÂL görünümüne girdi.

Aslında bir direniş olarak başlamasına rağmen bir anda İnönü, hükümet üyeleri, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları'nın kaderleri Aydemir'in iki dudağı arasından çıkacak bir kelimeye bağlı hale gelse de, bölüm başlığının 22 ŞUBAT DİRENİŞİ olması daha gerçekçi olur.

Son Güncelleme ( Pazar, 22 Şubat 2015 )
Devamını oku...
 
KESKE Rüya OLSAYDI Yazdır E-posta
Yazar Rahmi YILDIRIM   
Cumartesi, 21 Şubat 2015
 
Korkunç cinayetlerin, pisipisine ölümlerin sıradanlaştığı, Toplumsal hayatımızın masraflar isim CUZU Haline geldiği, Bir coğrafyada Yaşıyor olmak nasıl da kahredici!
Mersin'de vahşice katledilen Özgecan'ın acısını atlatamadan İstanbul'da " antifaşist "Nuh gazeteci Köklü'nün öldürülmesiyle sarsıldık. Peşinden Baska Haberleri geldi, cinayet. Birinde yine parçalara Ayrılmış kadın bedeni, diğerinde otomobil tekerleğiyle Başı ezilmiş Başka Bir Kadın.
ELBETTE Toplumu olarak derinden Sarsan cinayetler ilk kez işlenmiyor ülkemizde. Oldurulen kadın, erkek VEYA çocuk ... Onu biri yürek yakıcıydı Ki Geçmişteki cinayetlerin, pek cogu " Faili meçhul "Adı Altında devlet gözetiminde da yardımıyla işlendi ise; hatırlatmaya gerek yok. Aradaki fark, 2000'li yillarda işlenen cinayetlerden bazılarının Toplumun hatırı sayılır Bir kesimince " yolunda Kırılan testi biliyordu goes "" laik hayat tarzının Mukadder neticesi "diye Mazur görülebilmesi. Özgecan cinayetine İlişkin paylaşımlarıyla dikkati çeken dandik dandik türkücü ziyaretinde Köse yazarı yapmak yazik ki sapkın Örnekler değiller, dini duyarlılıkla sarhoş Gibi cinayetleri Mazur görebilen çoğunluğun göz önündeki Temsilcileri.
Devamını oku...
 
Esnaf Ne İşe Yarar ? Yazdır E-posta
Yazar Deli Gaffar   
Çarşamba, 18 Şubat 2015

Heykel : Kavga edenler (Squabblers) - Seramik ve mermer - Katerina Smoldyreva

Heykel : Kavga edenler (Squabblers) – Seramik ve mermer – Katerina Smoldyreva

İslamcıların dibine kadar mağduru ve muhalifi oynadığı yıllardı. Bunların İbrahim Sadri adında ağlak bir radyo/TV şovcusu vardı, hırsızların gözde kanalı Kanal 7’de kendi çapında bir kampanya başlatmıştı : “süpermarketten değil bakkaldan alışveriş”. Tabi o zamanlar süpermarket deyince akla Migros falan geliyor, daha İslamcılar büyük bakkallık işlerine girmemişler, BİM, Şok falan ortada yok.  Kampanyanın sahibi diyordu ki “süpermarket size selamın aleyküm demez, halinizi hatırınızı sormaz, gerektiğinde veresiye yazmaz.. ama bakkal amca mahaledeki bir komşunuz, arkadaşınız gerektiğinde kötü gün dostunuzdur.”

Devamını oku...
 
VATAN PARTİSİ'NİN ÇAKMASINI KURMAK Yazdır E-posta
Yazar Şenol Çarık Odatv.com   
Perşembe, 12 Şubat 2015

DOĞU PERİNÇEK'İN ÇAKMASINDAN ÖNCE VATAN PARTİSİNİN ASLINI ÖĞRENELİM:.

“Gel zaman, Tarih Tezi açısından toplumu ele alan bir Vatan Partisi’nin çıkışı, konuyu ansızın aktüalite etmişti.”

(Kıvılcımlı, Tarih Yazıları, Sosyal İnsan Yayınları, İstanbul, s. 240)

Peki, hatırlayalım Vatan Partisi’ni… 

Dr. Hikmet Kıvılcımlı… Türkiye sosyalist hareketinin ve TKP’nin önderlerinden,  bilimsel sosyalist kuramcı ve eylem adamı; özgün, üretken, araştırmacı ve bir polemik ustası…

Ayakları Türkiye toprağında, orjinalitesi ve metodolojisi hep yerli. Bizlere büyük bir devrimci miras bıraktı. Kendi tabiriyle “Marksizm-Leninizmi alfabeden cebr’i alâsına dek etüd etmiş, her anı mücadeleyle dolu teorik ve pratik birikiminden süzülen bir hazine…

22,5 yılını hapiste geçirdiği bu mücadele dolu yaşamdan geriye çok sayıda kitabı, çevirisi, gazete ve dergilerde yayınlanmış yüzlerce makalesi ve yayınlanmamış binlerce sayfa çalışması kaldı. Bilimsel sosyalizmin ışığındaki bu orijinal miras ve eylem kılavuzu içerisinde en önemli iki eserinden birisi Tarih Tezi diğeri de Vatan Partisi’dir.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2010
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2543
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 19936128
Syndicate
 
left
Top! Top!
right