left
 
 
   
right
Ana Sayfa
Çarşamba, 04 Mayıs 2016
 
 
Ana Menü
Ana Sayfa
Yazarlarımız
Haberler
TV Programları
Öner Gürcan Kütüphanesi
Kadın Meclisi
Bize Ulaşın
KARŞIDEVRİMCİ KALKIŞMA Yazdır E-posta
Yazar Yavuz Alogan - Aydınlık   
Çarşamba, 04 Mayıs 2016

    
Devrim öncesine “eski rejim” diyoruz. Fransızcası “ancient régime” olan bu kavram 1789 Fransız Devrimi’nden sonra monarşi döneminin kurumlarını, iktisadi düzenini ve toplumsal yapısını tanımlamak için kullanıldı, giderek evrenselleşti.
    Bizim için “eski rejim” Osmanlı dönemidir.  1 Kasım 1922’de Saltanat’ın kaldırılmasıyla  tarihe gömülmüştür. Saltanatı kaldırma koşulları olgunlaştığı halde kılıç göstermek gerekmiştir, çünkü Meclisi Mebusan’da ciddi bir muhalefet vardır. Rauf Orbay bile zor ikna edilmiştir.
    Mustafa Kemal, kanun görüşüldüğü sırada,  Osmanoğulları’nın altı asırdır süren “tasallut”undan söz etmiş, Türk milleti “bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını, isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor” demiştir. Meclisi Mebusan’ın saltanatı kaldırmaması halinde, “yine hakikat, usulü dairesinde ifade olunacaktır” dedikten sonra, şu sözleri eklemiştir: “Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir.” 
Son Güncelleme ( Çarşamba, 04 Mayıs 2016 )
Devamını oku...
 
Bir Tanıklık: 1 Mayıs 1977 Yazdır E-posta
Yazar Yavuz ALOGAN   
Pazar, 01 Mayıs 2016

 

 

 

1 Mayıs 1977 günü, o sırada “Maocu Blok” olarak anılan üç siyaset, Halkın Yolu, Halkın Kurtuluşu ve Halkın Birliği, Saraçhane’den yürüyüşe geçmiş, Tarlabaşı’ndan Taksim Meydanı’na doğru çevreyi sloganlarla çınlatarak ilerliyordu. Bu üçlünün yaklaşık 500 metre önünde, Marx-Engels-Lenin’in dev posterlerini taşıyan Kurtuluş grubu yer alıyordu. Onların önünde de DİSK ve Maden-İş konvoyları vardı.

O dönemde TKP’nin yönlendirdiği DİSK, Maocuları 1 Mayıs günü Taksim Meydanı’na sokmama kararı almıştı. Dönemin en şiddetli ideolojik mücadelesi, TKP ile her türlü Maocu arasında sürüyor, iki grup birbirini “Maocu Bozkurtlar” ve “Sosyal Faşistler” olarak anıyordu. “Merkezci” (Pekin’e ve Moskova’ya mesafeli) gruplar, Dev-Yol ve Kurtuluş, TKP’ye daha yakın duruyorlardı.Miting öncesi afişlemeler sırasında çatışmalar olmuş, İstanbul ve İzmir’de afişe çıkan iki genç ateşli silahla öldürülmüştü. Miting öncesi bütün gazeteler, büyük bir provokasyon olacağını, kan döküleceğini yazıyordu.

Devamını oku...
 
KUT-ÜL AMERE DE NERDEN ÇIKTI? Yazdır E-posta
Yazar Zeki SARIHAN   
Cumartesi, 30 Nisan 2016
 
Önceki yıl, bir grup arkadaş Burhaniye’de bir yazlığın balkonunda sohbet ediyorduk. Söz arasında ‘’Osmanlı devletinin Birinci Dünya Savaşı’nda iki büyük zaferi var: Çanakkale ve Kut-ül Amere’’ dedim.
Arkadaşlardan biri: ‘’Biz neden yalnız Çanakkale’yi biliyoruz? Kut-ül Amere’den neden hiç söz edilmiyor?’’ diye sordu.
Her yerde gerçeği yazıp söylemeye ant içtiğim için doğrudan şu yanıtı verdim:
‘’Kut-ül Amere’de Atatürk olmadığı için!’’
Devamını oku...
 
Genelkurmay, Erdoğan’a Darbe Yapar mı? Yazdır E-posta
Yazar ODA TV   
Pazartesi, 25 Nisan 2016

 

Ağacın Kurdu

Balyoz Davasından beraat eden Emekli Kurmay Albay Mustafa Önsel yeni kitabı "Ağacın Kurdu"nda Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar hakkında dillendirilen pek çok önemli iddiaya yer veriyor.

Kitabın "Genelkurmay, Erdoğan’a Darbe Yapar mı?" başlıklı bölümünde, Hulusi Akar'ın hızlı "yükseliş" öyküsünü özetleyen Önsel, cemaate yakın gazetecilerin Hulusi Akar'dan övgüyle söz etmelerinin nedenleri üzerinde duruyor. TSK içindeki Cemaatçi yapılanmaya karşı açıklamalarıyla bilinen Mustafa Önsel'in kısa süre önce orduevlerine girişi yasaklanmıştı. 

İşte Mustafa Önsel'in kitabından Hulusi Akar'la ilgili o bölümler:

"Hulusi Akar, şudur budur demiyorum. Sadece yaşananları ve iddiaları ortaya koyacağım. Ama bunları onu itham etmek adına yapmadığımı okuyucunun da bilmesini isterim. Onun dahili var ya da yok “birileri” ona bir gömlek biçmeye çalışıyor. Buna dikkat çekmeye çalışacağım. Bu bir yerde ona da ikazdır."

Son Güncelleme ( Pazartesi, 25 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
TTB Seçimleri: Doktorlar İçin Kurtuluş Mümkün mü? Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cumartesi, 23 Nisan 2016
Doctor, Ioan Stefan Botis,  Romanya - Y.Boya, kanvas

Doctor, Ioan Stefan Botis,
Romanya – Y.Boya, kanvas

AKP, Türkiye’nin gelmiş geçmiş en popülist iktidarıdır desek, sanıyorum pek de abartmış olmayız. Popülist derken bizdeki “halkçı” kavramını değil, daha çok halk istismarcılığını ve dalkavukluğunu kast ediyorum.


Devamını oku...
 
Ankara sokaklarında yetim kalan anılar demeti Yazdır E-posta
Yazar Eren Aysan-aykiriakademi.com   
Cumartesi, 23 Nisan 2016

 

 

Ankara sokaklarında yetim kalan anılar demeti artık. Tavukçu’da babam, Ahmet Say, Muzaffer Buyrukçu, Vüs’at O. Bener, Tahsin Saraç, Aziz Nesin’in yanında el sallayan çocukluğum. Meyhane pilavının şöhretine kapılıp rakıya başladığım on sekiz yaşım. Ustalar arasında güneşli gezintileri özlediğim geçmişim. Yıldızların yerine sokak lambalarına baktığım Pazar günleri. Masalarda çıkan kavgalardan çok kahkahaları hatırladığım kasvetli günler. Seksen sonrası… Ölümüne dostluğun ne demek olduğunu hiç unutmadığımız büyük zamanlar...

Sepya yüzler kaldı Ankara’da artık, giden hep giden...

 

Yazan: Eren Aysan

Ankara yalnızca “kan kokulu” bir şehir artık. Şimdilerde ne “cumhuriyet”in başkenti, ne de karanfil sokaktaki ıhlamur ağaçlarının yalınayak esintisi. Aklımda binlerce anıyla yaşamaya çalıştığım acı okulum benim. 

Ankara karaya oturan gemi artık. Sonbaharda yollardan atkestaneleri topladığım… Yarama tuz bastığım tenha. Kalabalıkta sıkıldığım, bunaldığım mesele. Hacettepe Hastanesi’nde doğduğum, ağzımda deli kuşlar büyüdüğüm, bir kış günü aşık olduğum, önce yirmi dört cenazeyle babamı gömdüğüm, daha sonra annemi toprağa verdiğim… Her gün yaramı kanattığım uzun yol.

Son Güncelleme ( Cumartesi, 23 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
HAKİMİYET KAYITSIZ ŞARTSIZ ÇOCUKLARINDIR Yazdır E-posta
Yazar Can ŞENSES   
Cuma, 22 Nisan 2016
 
Geri dönülmez bir yola çıkılmıştı. O yolun başlangıç tarihi 19 Mayıs 1919 ‘du. Bu gerçek bir başkaldırı ve de takdire şayan bir meydan okuyuştu. Emperyalizme ve işbirlikçilerine sağlam bir tokat atmak, hayallerdeki bağımsız ve aydınlık ülkeyi kurmak için Samsun’da çok büyük bir adım atılmıştı. Bütün olanaksızlıklara rağmen, bahane üretilmeden bir plan doğrultusunda amaca ulaşmak gerekiyordu. Mustafa Kemal gücünü Anadolu’dan ve çilekeş halkından almak için çıkarken yola, sonrasında kongreleri toplarken kafasındaki ulaşacağı hedef belliydi. Yeni bir devlet, yeni bir ülke, yepyeni bir hayat ve muhasır bir medeniyet. Bu çok kolay değildi.Çünkü destanda yazdığı gibi ‘ ‘ateşi ve ihaneti göreceklerdi’’ Çünkü ‘ ‘ Dayanacaktı ve dayanmak zorundaydılar’’.8 Temmuz 1919’da askerlikten istifa edip,üniformasını çıkardığından itibaren ihanete  ve de tüm zorluklara hazırlıklıydı.Mustafa Kemal Paşa o günden itibaren yüzünü sadece milletine çevirmişti.
                                        





Son Güncelleme ( Cumartesi, 23 Nisan 2016 )
Devamını oku...
 
AKP iktidarının sonu Yazdır E-posta
Yazar Merdan YANARDAĞ -abcgazetesi.com   
Cumartesi, 02 Nisan 2016

 

 

AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan hızla sona doğru yaklaşıyor. Çünkü Erdoğan’ı ve AKP’yi iktidara getiren bütün iç ve dış dinamikler değişmiş durumda. Erdoğan ve siyasal islamcı ekibin bu nesnel gerçekliğe daha fazla direnmesi mümkün görünmüyor. Ancak öznel durum ile nesnellik arasında bir açı bulunuyor.

Erdoğan’ın son ABD gezisi bu iflasın açık bir göstergesi oldu. Bu gezide ortaya çıkan tablo, Türkiye iç siyasetindeki dengeleri de hızla değiştirecektir. Reza Zarrab’ın tutuklanması bu tablonun bir parçasıdır. Dengelerin değiştiğini orta vadede değil, kısa vadede göreceğiz. Nesnel duruma uygun önzel koşullar ise hızla şekillenmeye başlayacaktır.

Devamını oku...
 
Hakkımızda Hayırlı Bir “Ensar” Yazdır E-posta
Yazar Gaffar YAKINCA   
Cuma, 01 Nisan 2016
Yirmi Masum -  William Kroll, ABD - Y.boya

Yirmi Masum –
William Kroll, ABD – Y.boya

“Bizim vakıflarımızda bilim ve sevgi var, onların vakıflarında ise istismar.” Böyle yazmış bir arkadaş mesajında. Yan yana iki fotoğraf, birinde Aziz Nesin, kendi kurduğu vakıfta yaşayan çocuklarla beraber gülümsüyor, diğerinde el kadar bebelere kabe maketiyle “hacı olma” oyunu oynatıyorlar.

Resimler ve onların anlamı, yazıldığı haliyle doğrudur. Bu mesajda doğru olmayan nokta “bizim vakıflarımız” ifadesidir. Hatta doğru olmayan demeyelim de, hiç olmayan diyelim. Arkadaşımız bizim “olmayan vakıflarımızdan” söz etmektedir.

Devamını oku...
 
Alın bu ahlakınızı duayla tesbihle fetvayla kendi g.tünüze sokun Yazdır E-posta
Yazar Nihat GENÇ -Oda TV   
Cuma, 25 Mart 2016

 

ENSAR VAKFI, O İDDİALARI KABUL ETMEDİ

 

Deniz Zeyrek, Ahmet Hakan ve nice yandaş yazar gibi .ötümün kenarı yorumcular Ensar Vakfını korumaya çalışan laflar edince, cehaletin artık bataklığa dönüştüğü bu medya düzeninde tek satır yazmak gelmiyor içimden.

Okul, eğitim, mekan, nedir nasıl inşa edilmeli konusunda bilimsel tek cümleden habersiz bu koro karşısında boğulmak üzereyiz.

Her odun kafalının anlayacağı şekilde tane tane yazalım.

Kiliselerde neden ‘sübyancılık, oğlancılık’ yüzyıllardır önlenemiyor, bunun bir kaç sebebi var, birincisi, günah çıkartma odası, ikincisi rahibe güven, üçüncüsü rahiple çocuk arasında özel ve mahrem bir ilişki kurulmasına izin veren ‘mekan’ ve dördüncüsü çocuğun yaşadığı suçlulukla itiraf etmeye korkması.

Modern eğitim kurumları bu dört hastalığı keşfetmiş, güven ve mekan ilişkisini bildiğimiz laik eğitimle devreden çıkartmıştır.

Devamını oku...
 
Modern Devrimci Düşüncenin Oluşumunda Jakobenler’in Yeri Yazdır E-posta
Yazar Serhat Nigiz- franksiyon.org   
Perşembe, 24 Mart 2016

SERHAT NİGİZ | Liberallerden Anarşistlere, hatta bazı devrimci çevrelere kadar bir “Jakobenlik” stigmatizasyonuyla karşı karşıyayız. Oysa Jakobenler halkçı ve anayasacı bir hareketti ve şiddeti kullanmalarının bir nedeni vardı. Lenin boşuna “Proletaryanın yöntemi Jakobenizm olacaktır” demiyor.

Serhat Nigiz

 
Türkiye’de Jakoben kavramının çeşitli devrimci çevreler tarafından tarihsel ve politik bağlamından koparılarak kullanılması adeta sıradanlaşmış durumda. Özellikle de herhangi bir siyasi-ideolojik akıma ilişkin olumsuz bir kanaat geliştirilecekse, o akım hemen “Jakoben” olmakla itham edilebiliyor.* Elbette bu olguyu sosyalist sol içindeki “derin liberalizm”in etkisine de bağlayabiliriz; ya da sosyalist hareketin kendi teorik ve tarihsel mirasına yabancılaşmasının bir sonucu olarak da okuyabiliriz.

Devamını oku...
 
Sol artık PKK vesayetinden çıkmalıdır! Yazdır E-posta
Yazar Merdan YANARDAĞ -abcgazetesi.com   
Çarşamba, 23 Mart 2016

 

 

Ankara'da gerçekleştirilen canlı bomba eyleminin ardından artık bir tartışmayı daha fazla gecikmeden ve açıkça yapmamız gerekiyor. Bu tartışma; Kürt hareketi ve sol arasındaki ilişkilerin niteliği ve seyri hakkındadır. Dahası, yaklaşık 30 yıldır süren solun üzerindeki PKK vesayeti ve bu vesayetten solun çıkıp çıkmayacağı sorunudur.

Önce genel bir çerçeve çizmekte yarar var; kapitalizmin içine girdiği yeni dönemin (küreselleşmenin) de etkisiyle solun liberalizmden etkilenen ve yenilenmeyi “demokratlaşmakta” gören kesimleri, 1990 sonrasında özgürlük mücadelesini etnik kimliklerin serbestisine indirgeyen bir konuma savruldu. Bu bağlamda, Kürt siyasal hareketinin programının temelini oluşturan ulusal-demokratik hakları savunmayı önceleyen bir anlayış solda yerleşti. Daha önemlisi, bu çevreler solculuğu ve sosyalist olmayı da bu tutum üzerinden ölçmek gibi bir uca götürdü.

Solun önemli bir kesiminin söz konusu tutumu, onları, zamanla sınıfsal taleplerini geri çeken, ideolojik ve politik kimliğinin temelini oluşturması gereken toplumsal kurtuluş anlayışını soyut bir demokrasi mücadelesine indirgeyen tavra taşıdı. Giderek özgün kimliğini yitiren solun bu kesimi, Kürt ulusal hareketinin -daha net bir ifade ile PKK’nin- ulaşamadığı alanlardaki sözcüsü, onun yedeğindeki bir güç gibi görülmeye başladı. Söz konusu kesimlerin politik pratiği de bu profili destekledi ve yeniden üretti
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 12 / 2115
Kısa Kısa
Image
"Bir yandan batının işçi sınıfı, öte yandan Asya ve Afrika'nın köleleştirilmiş halkları milletler arası sermayenin kendilerini yıkmak ve efendilerine büyük çıkarlar sağlamak için köle durumuna getirilmek istediğini anladığı ve sömürge politikasının işlediği suç Dünya işçilerince kavrandığı gün burjuvazinin gücü sona erecektir."
22 Ekim 1922
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 
 
İstatistikler
Makaleler: 2652
Web Linkleri: 3
Ziyaretçiler: 24263761
Syndicate
 
left
Top! Top!
right